Bölgede sağlanan geçici sükunet ortamında Çin’in rolü ve İran ile olan stratejik ortaklığının sınırları, uluslararası kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor. Hong Kong merkezli “South China Morning Post” gazetesi, Pentagon kaynaklarına dayandırdığı haberinde, Pekin’in mevcut ateşkes dönemi boyunca Tahran’a askeri teçhizat göndermeyeceği konusunda ABD’yi rahatlattığını yazdı.
Trump ve Şi Cinping arasında doğrudan temas
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Başkan Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasındaki “güçlü ve doğrudan” ilişkinin altını çizdi. Hegseth, iki liderin bu meseleyi bizzat görüştüğünü ve Çin tarafının silah sevkiyatının “gerçekleşmeyeceği” konusunda net bir duruş sergilediğini belirtti. Bu gelişme, Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer güvenliğini de kapsayan daha geniş kapsamlı bir mutabakatın parçası olarak değerlendiriliyor.
Pekin’in “sorumlu güç” stratejisi
Çin’in Washington Büyükelçiliği, iki lider arasındaki görüşmenin detaylarına girmekten kaçınsa da resmi bir açıklama yayımladı. Açıklamada, Pekin’in askeri ihracat konusunda her zaman “ihtiyatlı ve sorumlu” davrandığı vurgulandı. Çin yönetimi, İran meselesinde objektif ve tarafsız bir tutum sergilediklerini, askeri tırmanma yerine diplomatik çözümleri ve barış görüşmelerini teşvik ettiklerini ifade etti.
İki dev arasında stratejik rekabet
Uzmanlara göre bu durum, sahadaki gerçek askeri sevkiyatlardan ziyade Washington ve Pekin arasındaki bir “anlatı savaşı” niteliği taşıyor. ABD, uyguladığı baskı ve deniz ablukası sayesinde Çin’i ikna ettiğini göstererek kriz yönetiminde üstün olduğunu kanıtlamaya çalışırken; Çin ise hem Tahran ile ekonomik çıkarlarını koruyup hem de küresel barışı destekleyen “sorumlu bir aktör” imajı çizmeyi hedefliyor.
Öte yandan, ABD’li askeri yetkililer müzakerelerin başarısız olması durumunda bölgedeki kuvvetlerin harekatlara yeniden başlamak üzere teyakkuzda beklediği uyarısını yineledi.



