ABD'nin Avrupa'daki askeri ağırlığı: Üsler ve rakamlar
Dünya

ABD’nin Avrupa’daki askeri ağırlığı: Üsler ve rakamlar

ABD Başkanı Donald Trump’ın Almanya’dan 5 bin asker çekme planı, Pentagon’un Avrupa’daki yerleşik düzeninde sarsıntıya yol açtı. Savunma Bakanlığı (Pentagon) verilerine göre, Aralık 2025 itibarıyla Avrupa genelinde yaklaşık 68 bin kalıcı Amerikan askeri personeli bulunuyor. Bu rakam, rotasyonel birlikler ve tatbikatlar için geçici olarak gönderilen güçlerle birlikte dönem dönem 100 bin seviyesine ulaşıyor.

Almanya: Avrupa’daki komuta merkezi

Avrupa’daki Amerikan varlığının kalbi konumunda olan Almanya, 36 bin 436 askerle en büyük birliğe ev sahipliği yapıyor. Ramstein Hava Üssü’nün yanı sıra Stuttgart ve Bavyera’daki eğitim merkezleri, ABD’nin sadece kıta içindeki değil, Ortadoğu ve Afrika’daki operasyonları için de hayati lojistik ve komuta noktaları olarak hizmet veriyor. Almanya’dan asker çekilmesi, ABD’nin Avrupa’daki en köklü askeri yapısına doğrudan müdahale anlamı taşıyor.

Diğer stratejik noktalar ve Doğu kanadı

Almanya’yı sırasıyla şu ülkeler takip ediyor:

  • İtalya: 12 bin 662 asker (Vicenza, Napoli ve Sicilya üsleri üzerinden Akdeniz ve Balkanlar kontrol ediliyor).
  • İngiltere: 10 bin 156 asker (Ağırlıklı olarak hava ve istihbarat birimleri).
  • İspanya: 3 bin 814 asker (Rota Deniz Üssü ile Atlantik ve Akdeniz geçişi sağlanıyor).

Doğu Avrupa’da ise durum farklılık gösteriyor. Polonya ve Romanya gibi ülkelerde kalıcı üslerden ziyade “rotasyonel” birlikler görev yapıyor. Polonya’da 10 bin, Romanya’da ise yaklaşık 150 asker kalıcı statüdeyken, binlerce ek personel caydırıcılık faaliyetleri kapsamında bölgeye periyodik olarak sevk ediliyor.

Caydırıcılık ve Rusya faktörü

ABD’nin Avrupa’daki varlığı Soğuk Savaş döneminde Sovyet tehdidine karşı şekillenmiş olsa da, 2014’te Kırım’ın ilhakı ve 2022’de Ukrayna savaşının başlamasıyla odak noktası tekrar “Rusya’ya karşı caydırıcılık” haline geldi. Trump’ın asker azaltma kararı, müttefikler tarafından Moskova’ya “yanlış mesaj” verilmesi riskini taşıdığı gerekçesiyle eleştiriliyor. Washington ise bu hamleleri saha koşullarının gözden geçirilmesi ve kaynakların Hint-Pasifik bölgesine kaydırılması stratejisiyle savunuyor.