ABD siyaseti, İran ile yürütülen askeri operasyonların yasal zemini üzerinden derin bir krizin eşiğine geldi. 1973 tarihli Savaş Yetkileri Yasası uyarınca, bir başkanın Kongre onayı almadan başlattığı askeri müdahaleler için tanınan 60 günlük süre bugün itibarıyla doldu. Bu durum, Başkan Donald Trump’ın ya Kongre’den resmi bir savaş yetkisi almasını ya da operasyonları durdurmasını zorunlu kılıyor.
Süre bitti mi, dondu mu?
Washington’daki hukukçular ve siyasetçiler arasında sürenin hesaplanmasına dair ciddi görüş ayrılıkları mevcut:
- Hükümetin Görüşü: Savunma Bakanı Pete Hegseth, mevcut ateşkes sürecinin 60 günlük “saati durdurduğunu” savunuyor. Bakanlığa göre, çatışmalara ara verilmesi yasal süreyi donduruyor.
- Muhalefetin Görüşü: Demokratlar ve bazı Cumhuriyetçi senatörler, yasanın açık olduğunu ve ateşkesin süreyi durdurmayacağını belirtiyor. Senatör Susan Collins, anayasanın savaş ve barış kararlarında Kongre’ye asli rol verdiğini hatırlatarak süre aşımına dikkat çekiyor.
“Savaş en baştan hukuksuz”
Demokrat Senatör Adam Schiff, İran ile girilen çatışmanın en başından beri hukuksuz olduğunu savunuyor. Schiff, ABD’ye yönelik “yakın bir tehdit” veya doğrudan saldırı olmadığı sürece başkanın 60 gün dahi savaşma yetkisi olmadığını öne sürerek, askeri harcamaların kısıtlanması için haftalık oylamalar yapılması gerektiğini belirtiyor.
Masadaki seçenekler
Beyaz Saray’ın elinde süreyi uzatmak için bazı yasal boşluklar bulunuyor:
- 30 Günlük Ek Süre: Başkan, güvenli bir geri çekilme süreci için tek taraflı olarak 30 günlük ek süre talep edebilir.
- Resmi Yetki (AUMF): Kongre’den askeri güç kullanımı için resmi onay istenebilir. Ancak Senato çoğunluk lideri John Thune, şu aşamada böyle bir oylama niyetleri olmadığını ifade ediyor.
Cumhuriyetçi saflarda da bölünmeler yaşanırken, Senatör Lisa Murkowski Beyaz Saray’dan bir hafta içinde “inandırıcı bir plan” gelmemesi durumunda kendi yetki tasarısını sunacağını açıkladı. ABD anayasasına göre savaş ilan etme yetkisi münhasıran Kongre’ye ait olsa da, Vietnam sonrası dönemde başkanların bu sınırı “ulusal güvenlik” gerekçesiyle esnetmesi, Washington’da bitmeyen bir yetki savaşının temelini oluşturuyor.
