ABD'den Afgan müttefiklerine şok plan: Yeni durak Kongo
Dünya

ABD’den Afgan müttefiklerine şok plan: Yeni durak Kongo

ABD’nin 2001-2021 yılları arasındaki Afganistan operasyonlarında görev alan çevirmenler, özel harekat ortakları ve güvenlik birimlerinde çalışan kadınlardan oluşan yaklaşık 1100 kişi, Doha’da zorlu bir bekleyiş içinde. 2025 başından itibaren vize işlemlerinin neredeyse tamamen durması, güvenlik taramalarından geçen ve ABD’de aile bağları bulunan bu kişileri hukuki bir boşluğa sürükledi. Hak savunucuları, Washington’ın müttefiklerini Kongo gibi istikrarsız bölgelere yönlendirme planını “açık bir ihanet” olarak nitelendiriyor.

“Kalıcı Hoşgeldin” programı askıda

Afganların ABD’ye yerleştirilmesini öngören “Kalıcı Hoşgeldin” (Enduring Welcome) programının yavaşlatılması, geçici bir durak olması beklenen Katar’ı açık uçlu bir ikametgah haline getirdi. “AfghanEvac” koalisyonu başkanı Shawn VanDiver, bu kişilerin sıradan birer sığınmacı olmadığını, bizzat ABD tarafından resmi bir misyon çerçevesinde tahliye edildiklerini vurguladı. VanDiver’a göre, müttefiklerin üçüncü ülkelere gönderilmesi, ABD’nin küresel güvenilirliğine ve gelecekteki olası çatışmalarda yerel ortak bulma kapasitesine ağır bir darbe vuracak.

İnsani ve diplomatik kriz kapıda

Uzmanlar, dil bariyeri ve sosyal destek ağlarının yokluğu nedeniyle Kongo gibi ülkelerin bu kişiler için uygun bir yerleşim yeri olmadığını belirtiyor. Brookings Enstitüsü’nden Vanda Felbab-Brown, güvenlik ve ekonomik zorluklarla boğuşan bir bölgeye naklin, krizi çözmek yerine daha da karmaşıklaştıracağı uyarısında bulunuyor. Öte yandan, bu ülkelerin müttefikleri kabul etmeleri karşılığında ABD’den mali teşvikler veya siyasi imtiyazlar alabileceği, ancak bu durumun Afgan müttefiklerin uzun vadeli istikrarını garanti etmediği ifade ediliyor.

Tarihi bir emsalin sonu mu?

Vietnam Savaşı sonrası Güneydoğu Asyalı müttefiklerine kapılarını açan ABD, bu kez göç politikalarını sertleştirerek mali ve siyasi yükü azaltma yoluna gidiyor. Ortadoğu Enstitüsü’nden Marvin Weinbaum, bu yaklaşımın sadece güvenlik odaklı bir değerlendirme değil, tamamen siyasi bir tercih olduğunu savunuyor. Bu hamleyle ABD, onlarca yıllık “kendisiyle çalışanları koruma” geleneğinden kopma riskiyle karşı karşıya kalıyor.