2026 baharı itibarıyla Amerika Birleşik Devletleri, Suriye’deki askeri varlığına son veren nihai adımları tamamladı. Son on yılda Orta Doğu’daki güç dengelerini şekillendiren bu askeri mevcudiyet, son Amerikan konvoylarının Irak sınırına doğru hareket etmesiyle resmen sona erdi. Bu geri çekilme, Washington’ın stratejik önceliklerini Çin ve Rusya ile olan küresel rekabete kaydırdığının en somut göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Son anahtar teslimi: Kasrak Üssü
Geri çekilme sürecinin sembolik ve stratejik açıdan en önemli durağı, M4 karayolu üzerinde bulunan Kasrak Üssü oldu. Nisan 2026 itibarıyla bu son büyük askeri noktadan ayrılan ABD birlikleri, bölgenin kontrolünü Suriye ordusuna bıraktı. Daha önce Mart ayında Haseke’deki Rümeylan, Şubat ayında ise ülkenin kuzeydoğusundaki en büyük tesis olan Şeddadi Üssü Şam yönetimine devredilmişti. Ayrıca Ürdün-Irak-Suriye sınır üçgeninde yer alan kritik Tanf Üssü de artık Suriye sınır muhafızlarının denetimine geçti.
Güvenlik vakumu ve El Hol endişesi
ABD’nin sahadan çekilmesi, beraberinde ciddi güvenlik tartışmalarını da getirdi. Özellikle terör örgütü DEAŞ ile mücadelede yerel ortaklıkların sona ermesi, “güvenlik vakumu” riskini doğurdu. Ocak 2026’da El Hol kampındaki denetimin el değiştirmesi sırasında yaşanan kargaşada, örgüte sadık yaklaşık 15 bin kişinin kaçtığı rapor edildi. Birleşmiş Milletler gözlemcileri, örgütün bu boşluktan yararlanarak büyük şehirlerde “uyuyan hücreler” aracılığıyla yeniden organize olmaya çalıştığı konusunda uyarılarda bulunuyor.
Yeni strateji: “Önce Amerika” ve diplomatik temaslar
Donald Trump yönetiminin “önce Amerika” doktrini çerçevesinde şekillenen bu karar, Suriye’nin kuzeydoğusundaki yerel güçlerin Şam ile entegrasyonuyla diplomatik bir kılıfa büründü. Şubat 2026’da düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı’nda ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Suriyeli mevkidaşı ile gerçekleştirdiği doğrudan temaslar, Washington’ın artık askeri varlık yerine enerji yatırımları ve istihbarat odaklı bir iş birliği modeline geçmek istediğini kanıtladı.
Askeri uzmanlara göre Suriye, ABD için artık hayati bir harekat alanı olmaktan çıkıp lojistik ve mali bir yük haline gelmiş durumda. Bu tarihi geri çekilme, bölgedeki aktörlerin kendi güvenlik mimarilerini kuracakları yeni bir dönemin kapısını aralıyor.
