İsrail Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü, “İsrail’in Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Konumunda Şiddetli Kriz” başlığıyla yayımladığı raporla hükümete acil uyarıda bulundu. Avishai Ben Sasson-Gordis ve Ted Sasson tarafından hazırlanan çalışma, İsrail’e yönelik tepkinin artık sadece demokrat çevrelerle sınırlı kalmadığını, Cumhuriyetçi gençler ve Evanjelikler gibi geleneksel destek gruplarına da sıçradığını belgeliyor.
Kamuoyu desteğinde hızlı erime
Araştırmaya göre, İsrail hakkında olumsuz görüş bildiren Amerikalıların oranı 2022’de %42 iken, 2026 itibarıyla %60’a yükseldi. Bu sert düşüşün temel nedeni olarak, İsrail’in Gazze ve İran ile girdiği savaşların ABD’yi kendi çıkarlarına hizmet etmeyen maliyetli çatışmalara sürüklediği algısı gösteriliyor. Raporda dikkat çeken bir diğer nokta ise Amerikan kamuoyunun artık İsrail’i bir müttefikten ziyade, Rusya veya İran gibi “hasım” ülkelerle benzer kategorilerde görmeye başlaması.
Genç nesil ve Yahudi toplumundaki kopuş
İsrail için en karamsar tablo genç seçmen grubunda ortaya çıkıyor. 18-29 yaş arası Amerikalıların %75’i İsrail’e mesafeli dururken, bu oran genç Cumhuriyetçiler arasında %64 gibi kritik bir seviyeye ulaşmış durumda. Bu durum, İsrail’in son on yıldır Demokratlardaki kaybı Cumhuriyetçilerle telafi etme stratejisinin de çöktüğünü gösteriyor.
Öte yandan, ABD’deki Yahudi toplumu içinde de bölünme derinleşiyor. Genç Yahudi nüfusun %30’u Filistinlilere daha fazla sempati duyduğunu belirtirken, %63’ü İran meselesinde askeri seçenek yerine diplomasiyi tercih ediyor.
Kongre’de somut adımlar: Silah satışına engel
Krizin en somut yansıması ise ABD Kongresi’nde görülüyor. Daha önce İsrail’e verilen destek tartışmaya kapalıyken, bugün 47 Demokrat senatörden 40’ı İsrail’e ağır iş makinesi ve belirli tonajdaki bombaların satışını engelleyecek yasa tasarılarına “evet” oyu veriyor.
Raporun sonuç bölümünde, yerleşimci şiddeti ve bölgedeki savaşların İsrail’i “maliyeti yüksek ve sorunlu bir müttefik” haline getirdiği vurgulanıyor. İsrail’in artık sadece propaganda savaşını değil, Washington’daki stratejik varoluş zeminini de kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğu uyarısı yapılıyor.
