İsrail’in Filistinli esirlere yönelik uyguladığı sistematik hak ihlalleri, serbest bırakılmasının üzerinden aylar geçmesine rağmen tedavisi devam eden gazeteci Mücahit Beni Müflih’in yaşadıklarıyla bir kez daha gözler önüne serildi. Altı aylık idari tutukluluğun ardından özgürlüğüne kavuşan ancak hapishanede maruz kaldığı ağır koşulların yol açtığı ciddi sağlık sorunlarıyla mücadele eden Beni Müflih, İsrail zindanlarındaki trajediyi çarpıcı ifadelerle aktardı.
Filistin Esirler Cemiyeti tarafından yapılan açıklamada, gazeteci Müflih’in yaşadığı durumun münferit bir olay olmadığı, aksine İsrail hapishanelerindeki binlerce Filistinlinin her gün karşı karşıya kaldığı sistematik işkence, aç bırakma, tıbbi ihmal ve psikolojik terörün bir yansıması olduğu vurgulandı.
“Bir lokma ekmeğin hayal olduğu gerçek açlığı öğrendim”
Haziran 2025’te idari tutuklu olarak cezaevine gönderilen ve Ocak 2026’da serbest bırakılan Beni Müflih, özgürlüğüne kavuştuktan yalnızca iki gün sonra beyin kanaması geçirerek hastaneye kaldırıldı. Kritik bir süreçten geçen ve ardı ardına ameliyatlar olan Filistinli gazeteci, hapishane ve hastane odaları arasında geçen 14 aylık zorlu mücadelesini şu sözlerle özetledi:
“Sahnede bir lokma ekmeğin ulaşılmaz bir hayale dönüştüğü gerçek açlığın ne anlama geldiğini hapishanede öğrendim. En temel insani ihtiyaçlarınızın bile gardiyanın insafına bırakıldığı o yerde aşağılanmanın ne demek olduğunu gördüm. Gecelerin, acı ve bilinmezlik korkusuyla nasıl ağır bir yüke dönüştüğünü yaşadım. Hastanedeki tedavi sürecimde ise tam bir çaresizliği tattım; öyle ki uzuvlarımdaki küçük bir hareket bile benim için kutlanmaya değer büyük bir başarı haline geldi.”
Yaşadığı tecrübenin kendisine hayatın en basit nimetlerinin (yeterli yiyecek, su, güvenli bir uyku ve özgürce hareket edebilme) değerini yeniden öğrettiğini belirten Müflih, sarsıcı tanıklığıyla zindanlardaki tecrit politikasını gözler önüne serdi.
Özgürlük sonrası sessiz çığlık ve hedefteki gazeteciler
Filistin Esirler Cemiyeti, hapishanelerden tahliye olan yüzlerce Filistinlinin çok ağır fiziksel ve psikolojik travmalarla dışarı çıktığına dikkat çekti. Ancak birçok ailenin, yeniden tutuklanma korkusu ve baskılar nedeniyle yaşadıkları acıları kamuoyuyla paylaşmaktan çekindiği, bazı eski esirlerin ise serbest bırakıldıktan kısa süre sonra hapishanedeki kötü muameleye bağlı komplikasyonlar nedeniyle hayatını kaybettiği aktarıldı.
Gazetecilere yönelik eşi benzeri görülmemiş baskı
Kurumun paylaştığı verilere göre, İsrail’in başlattığı geniş çaplı askeri operasyonlardan bu yana Filistinli basın mensuplarına yönelik baskılar zirveye ulaştı. Gazze Şeridi’nde düzenlenen saldırılarda yüzlerce gazeteci hayatını kaybederken, Batı Şeria ve diğer bölgelerde yürütülen gözaltı operasyonlarında savaşın başlangıcından bu yana tutuklanan gazeteci sayısının 245’i aştığı bildirildi.
