Hürmüz Boğazı'nda çift taraflı kuşatma krizi
İslam Dünyası

Hürmüz Boğazı’nda çift taraflı kuşatma krizi

Küresel enerji arzının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı, son yılların en derin diplomatik ve askeri krizine sahne oluyor. İran’ın bölgedeki askeri varlığını kullanarak boğazı fiilen kapatma girişimi ve “geçiş ücreti” taleplerine, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) geniş çaplı bir deniz ablukasıyla yanıt verdi. Karşılıklı hamleler sonucunda günlük 135 olan gemi geçiş sayısı 10’un altına geriledi.

Karşılıklı askeri restleşme

İran Devrim Muhafızları tarafından yapılan açıklamada, Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolün sürdürülmesinin Tahran için tavizsiz bir strateji olduğu vurgulandı. Buna karşılık ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, İran limanlarına yönelik kuşatmanın küresel bir boyuta ulaştığını belirterek, ABD donanmasının izni olmadan hiçbir geminin hareket etmesine izin verilmeyeceğini duyurdu. ABD Genelkurmay Başkanı General Dan Coan ise İran limanlarına uygulanan ablukanın tavizsiz bir şekilde süreceğini ifade etti.

Enerji piyasalarında şok etkisi

Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, sevkiyattaki aksamalar küresel sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) arzının yüzde 20’sinin piyasadan çekilmesine neden oldu. Bu durum, özellikle Avrupa ve Asya pazarlarında enerji fiyatlarının son yılların en yüksek seviyesine çıkmasını tetikledi. Ayrıca uçak yakıtı fiyatlarının varil başına 90 dolardan 200 dolar seviyelerine fırlaması, havacılık sektörünü de ciddi bir maliyet kriziyle karşı karşıya bıraktı.

Hukuki ve ekonomik çıkmaz

Uluslararası deniz hukukuna göre doğal boğazlarda serbest geçiş hakkı bulunurken, İran’ın kontrol çabaları ve ABD’nin ablukası “seyrüsefer serbestisi” ilkesini fiilen ortadan kaldırmış durumda. Lojistik şirketleri, ya Washington’un yaptırımlarına uymak ya da İran’ın bölgedeki askeri tehditleriyle yüzleşmek arasında imkansız bir tercihle karşı karşıya kalıyor.

Alternatif yollar yeterli mi?

Uzmanlar, Hürmüz Boğazı’nın tam bir alternatifinin bulunmadığına dikkat çekiyor. Bazı körfez ülkelerinin kara boru hatları ve stratejik stok artırma çabaları olsa da bunlar günlük 21 milyon varillik petrol sevkiyatını karşılamaktan çok uzak. Krizin uzaması durumunda, sadece bölge ekonomilerinin değil, Çin ve Avrupa gibi dev ithalatçıların sanayi üretiminin de ağır darbe alacağı öngörülüyor.