Gazze Şeridi’nde pazar gününden bu yana devam eden hava saldırılarında, aralarında çocukların da bulunduğu çok sayıda sivil hayatını kaybetti. Özellikle Han Yunus’un Mevasi bölgesinde ve Gazze şehir merkezinde polis araçlarının hedef alınması, bölgedeki sivil düzenin tamamen çökertilmesi çabası olarak yorumlanıyor. Uzmanlar, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun bu saldırılarla hem tahlil edilen barış süreçlerini baltaladığını hem de kendi siyasi geleceğini korumaya çalıştığını belirtiyor.
Sistematik kaos ve “yaşanamaz” çevre
Filistinli siyasi analistlere göre, kamu düzenini sağlayan polis teşkilatının hedef alınması tesadüf değil. Bu stratejinin temelinde, Gazze’yi sivil yönetimden yoksun bırakarak tam bir kaos ortamı yaratmak yatıyor. Sosyal hizmetlerin ve güvenliğin ortadan kalkmasıyla bölgenin “yaşanamaz” hale getirilmesi ve halkın dolaylı yollardan göçe zorlanması hedefleniyor. Ayrıca, İsrail’in “tampon bölgeler” aracılığıyla Gazze topraklarının yüzde 60’ından fazlasını fiilen kontrol altına aldığı ifade ediliyor.
Stratejik hedef: Siyasi varlığı sürdürmek
Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından hakkında tutuklama talebi bulunan Netanyahu’nun; Gazze, Lübnan veya İran cephelerinde tansiyonun düşmesine karşı direnç gösterdiği vurgulanıyor. Akademisyen Mahmut Mustafa’ya göre, Netanyahu hükümeti için savaş halinin devam etmesi, iktidarda kalmanın tek garantisi haline gelmiş durumda. Bu kapsamda, ateşkes planlarının (Trump planı dahil) saha ihlalleriyle kadük bırakılması, bölgenin yarısının işgal altında tutulması ve insani yardımların engellenmesi, siyasi bir çözümün önündeki en büyük engeller olarak öne çıkıyor.
Washington cephesinde “silahsızlanma” tartışması
ABD yönetimindeki bazı çevreler ise sahadaki düğümün temel nedenini, Filistinli grupların silahsızlanma konusundaki tutumuna bağlıyor. Cumhuriyetçi kanattan gelen analizlerde, Gazze’de kalıcı bir istikrar için uluslararası bir gücün bölgeye girmesi ve silahların teslim edilmesi gerektiği savunuluyor. Ancak Filistinli taraflar, bu şartın bir “teslimiyet dayatması” olduğunu ve İsrail’in ateşkesin ilk gününden itibaren taahhütlerine uymayarak süreci sabote ettiğini hatırlatıyor.
İnsani yardım krizi tırmanıyor
Ateşkes mutabakatının kağıt üzerinde kalmasının en somut örneği ise insani yardımlar. Anlaşmada öngörülen gıda ve ilaç tırlarının sadece yüzde 40’ının Gazze’ye girişine izin verilmesi, bölgedeki insani felaketi derinleştiriyor. Bu durum, İsrail’in diplomasi masasını bir oyalama aracı olarak kullandığı iddialarını güçlendiriyor.
