Gazze'nin çocukları savaşın gölgesinde hayata tutunuyor
İslam Dünyası

Gazze’nin çocukları savaşın gölgesinde hayata tutunuyor

Gazze’de 7 Ekim 2023’te başlayan sürecin hemen öncesinde ve sonrasında dünyaya gelen çocuklar, savaşın en ağır bedelini ödeyen kesim haline geldi. Kimisi henüz ilk nefesinde zehirli gazlarla, kimisi ise sığındığı okulda ağır yanıklarla tanışan binlerce çocuk, bölgedeki sağlık sisteminin çökmesi nedeniyle kalıcı hasarlarla karşı karşıya.

İlk nefeste gelen acı: Nur’un hikayesi

Savaşın başladığı gün dünyaya gözlerini açan Nur Ebu Seman, hayatının henüz ikinci gününde İsrail bombardımanından sızan zehirli gazlara maruz kaldı. Oksijensiz kalması sonucu vücudunda şiddetli kasılmalar ve hareket kaybı meydana gelen Nur, “felçten daha ağır bir durum” olarak tanımlanan bir tabloyla yaşamını sürdürüyor. Nasır Çocuk Hastanesi’ndeki kuşatmadan sağ çıkan tek bebek olan Nur’un hayata tutunabilmesi için Gazze dışında beyin ve ortopedi cerrahisi operasyonları geçirmesi gerekiyor.

Anne karnından yaralı çıkanlar

Doğum öncesinde ve sırasında yaşanan travmaların izlerini taşıyan bir diğer çocuk ise Misk el-Ceru. Annesinin hamileyken maruz kaldığı bombardımanlar ve soluduğu gazlar nedeniyle Misk, vücudunda eklem eksiklikleri ve ciddi fiziksel deformasyonlarla dünyaya geldi. İkiz kardeşini henüz anne karnındayken kaybeden Misk, Gazze’deki kısıtlı imkanlar nedeniyle temel bakım ihtiyaçlarını dahi karşılamakta zorlanan bir ailenin ferdi olarak yardım bekliyor.

Okul sığınaklarında yakalayan facia

Bombardımandan kaçarak Mustafa Hafız Okulu’na sığınan iki buçuk yaşındaki Muhammed Ramiz Ebu Hacile, 3 Temmuz 2025 fجرinde gerçekleşen saldırıda vücudunun yüzde 18’ini kaybeden derin yanıklarla hayatta kaldı. Ailesinden 14 kişiyi aynı saldırıda yitiren Muhammed, yüzündeki dokuların korunması için günde 20 saat baskılı maske takmak zorunda. Yanıkların ve travmanın etkisiyle konuşma zorluğu çeken küçük çocuk, hijyen şartlarının yetersiz olduğu sığınma merkezlerinde enfeksiyon riskiyle iç içe yaşıyor.

Bölgedeki uzmanlar, savaşın sadece anlık ölümlere yol açmadığını, sağ kurtulan çocukların ise tıbbi yetersizlikler ve ağır travmalar nedeniyle “kayıp bir nesil” olma riskiyle karşı karşıya olduğunu vurguluyor.