İran Savunma Bakanlığı ve Devrim Muhafızları’ndan yapılan peş peşe açıklamalar, Tahran’ın askeri stratejisine dair önemli ipuçları veriyor. Savunma Bakan Yardımcısı, orduya ait saldırı kabiliyetinin tüm gücüyle ayakta olduğunu vurgulayarak, “Envanterimizdeki füze kapasitesinin büyük ve kritik bölümünü henüz sahaya sürmedik” dedi.
Hava sahası hakimiyeti iddiası
Tahran yönetimi, 8 Nisan’da ilan edilen ateşkesten önceki süreçte İsrail üzerindeki hava sahasını tamamen kontrol altında tuttuklarını öne sürdü. Savunma Bakanlığı Sözcüsü, savaş süresince kullanılan füzelerin sadece sembolik bir miktar olduğunu, ana vuruş gücünün ise olası bir çatışma senaryosu için saklandığını belirtti.
Hürmüz Boğazı “kazanım” olarak nitelendirildi
İranlı yetkililer, Hürmüz Boğazı’nın askeri idare altına alınmasını savaşın en büyük stratejik kazanımlarından biri olarak tanımladı. Açıklamada, boğazın İran’ın taleplerini düşmanlarına kabul ettirmek ve küresel trafiği denetlemek için bir “kontrol aracı” haline geldiği ifade edildi.
Diplomatik belirsizlik sürüyor
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı askeri harekat, binlerce can kaybının ardından Pakistan’ın ara buluculuğuyla geçici bir durgunluğa girmişti. Donald Trump yönetimi ateşkesi uzatırken, İran’dan şu taleplerde bulunuyor:
- Zenginleştirilmiş Uranyum: Tahran’ın nükleer yakıt stoklarından tamamen vazgeçmesi.
- Seyrüsefer Serbestisi: Hürmüz Boğazı’nda uluslararası gemi trafiğinin hiçbir kısıtlama olmaksızın yeniden açılması.
İran tarafının askeri gücünü koruduğuna dair yaptığı bu sert açıklamalar, Pakistan’da devam etmesi beklenen müzakere süreci öncesinde Washington’a karşı bir “koz gösterme” hamlesi olarak değerlendiriliyor.
