Hürmüz Boğazı'nda kontrol savaşı: Kimin hakimiyeti?
İslam Dünyası

Hürmüz Boğazı’nda kontrol savaşı: Kimin hakimiyeti?

Dünya enerji arzının şah damarı olan Hürmüz Boğazı, ABD ve İran arasında benzeri görülmemiş bir nüfuz mücadelesine sahne oluyor. Kağıt üzerinde bir ateşkes olsa da sahada her iki güç de bu kritik su yolunu kendi şartlarıyla yönetmek için hamlelerini sıkılaştırıyor. Washington yönetimi, kalıcı bir barış anlaşması için Tahran’ı masaya zorlamak amacıyla ablukayı sürdürürken; Tahran, Devrim Muhafızları’nın onayı olmadan tek bir geminin dahi geçişine izin verilmeyeceğini ilan etti.

Washington’ın baskı stratejisi

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, İran limanlarına ve boğaza yönelik deniz ablukasının “ne kadar sürerse sürsün” devam edeceğini açıkladı. ABD ordusu, teknolojik üstünlüğünü kullanarak bölgeyi havadan ve denizden yoğun bir gözetim altında tutuyor. Özellikle İran ile bağlantılı gemileri takip eden ve birçoğunu geri çeviren ABD donanması, açık denizde müdahalelerini artırarak Tahran’ı ekonomik olarak izole etmeyi hedefliyor.

Tahran’ın “sinek filosu” ve yeni taktikleri

İran ise asimetrik savaş yöntemleriyle yanıt veriyor. “Sinek filosu” olarak adlandırılan, füzelerle donatılmış hızlı botlar ve insansız hava araçları (İHA), ABD’nin devasa savaş gemilerine karşı Tahran’ın en büyük kozu. İran’ın yeni stratejileri arasında şunlar öne çıkıyor:

  • Deniz Mağaraları: Beklenmedik saldırılar düzenlemek için kıyı şeridindeki mağaralara yerleştirilen özel birlikler.
  • Mayın Tehdidi: Ticari gemileri belirli güvenli rotalara zorlayarak geçişleri kontrol altına alma çabası.
  • Geçiş Ücreti: Boğazı sadece tehdit etmek yerine, geçiş izni ve harçlar üzerinden “yasal yönetici” konumuna gelme isteği.

Küresel piyasalarda “100 dolar” alarmı

Boğazdaki bu “kontrolsüzlük” durumu, küresel deniz trafiğinde tam anlamıyla bir kaosa yol açmış durumda. Yüzlerce gemi mayın ve saldırı korkusuyla Körfez içinde beklerken, bazı gemiler ise takip cihazlarını kapatarak veya kimlik bilgilerini değiştirerek ablukayı delmeye çalışıyor.

Bu stratejik kördüğümün faturası ise doğrudan küresel ekonomiye kesiliyor. Petrol fiyatlarının varil başına yeniden 100 dolar seviyesine yaklaşması, Hürmüz Boğazı’nın sadece bir su yolu değil, dünya ekonomisini sarsabilecek en güçlü jeopolitik koz olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Uzmanlar, bölgenin “hiç kimsenin tam hükmedemediği” tehlikeli bir gri alana dönüştüğü konusunda uyarıyor.