Trump ve İran açmazı: Çelişkili tehditler ve rotasız müzakereler
Dünya

Trump ve İran açmazı: Çelişkili tehditler ve rotasız müzakereler

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, İran ile “hızlı bir anlaşma” ve “büyük ilerleme” mesajları verse de, analizler durumun sanılanın aksine daha karmaşık bir hal aldığını gösteriyor. Tahran’ın nükleer silaha erişimini engelleme iddiasıyla başlatılan askeri ve ekonomik hamleler, hem ABD iç siyasetinde hem de uluslararası diplomasi masasında ciddi soru işaretlerini beraberinde getiriyor.

Kamuoyu desteğinde ciddi erime

ABD’de yapılan son kamuoyu araştırmaları, Trump yönetiminin dış politika karnesine yönelik güvensizliği gözler önüne seriyor. Verilere göre Başkan’a olan genel destek %36 seviyesine gerilerken, halkın sadece %26’sı savaşın yönetilme biçimini ve bunun ekonomi üzerindeki etkilerini onaylıyor. İran’a yönelik hava operasyonlarının ABD’yi daha güvenli hale getirdiğine inananların oranı ise %25’te kalmış durumda. Özellikle enerji fiyatlarındaki artış ve savaşın mali yükü, geleneksel muhafazakar çevrelerde bile rahatsızlık uyandırmaya başladı.

Zaman ve yöntem uyuşmazlığı

Diplomasi koridorlarında Trump’ın “zorlayıcı diplomasi” olarak adlandırılan, hızlı sonuç bekleyen ve medya üzerinden zafer ilan eden tarzı ile İran’ın “uzun vadeli sabır” stratejisinin çatıştığı vurgulanıyor. 2015 yılındaki nükleer anlaşma sürecinde görev alan uzmanlar, o dönemki müzakerelerin teknik detaylar ve geniş ekiplerle yıllarca sürdüğünü hatırlatıyor. Mevcut yönetimin ise daha dar bir kadroyla ve derinliği az olan bir yaklaşımla, karmaşık bir bölge krizini “emlak ticareti” mantığıyla çözmeye çalıştığı eleştirileri yapılıyor.

Beyaz Saray’da mesaj trafiği karışıklığı

Müzakere sürecindeki en büyük engellerden biri de ABD yönetiminden gelen çelişkili açıklamalar olarak öne çıkıyor. Başkan Yardımcısı JD Vance’in İslamabad’daki görüşmelere katılımı konusunda yaşanan belirsizlik ve sonrasında yapılan düzeltmeler, yönetimin koordinasyon eksikliğini yansıtıyor. Hürmüz Boğazı’nın durumu ve uranyum zenginleştirme kapasitesi gibi kritik başlıklarda gelen farklı mesajlar, Tahran’a karşı yürütülen baskı stratejisinin diplomatik bir başarıya dönüşmesini zorlaştırıyor.

Analistler, Trump’ın tehdit dozunu artırabildiğini ancak bu tehdidi istikrarlı bir müzakere zeminine oturtamadığını savunuyor. Mevcut tablo, İran dosyasının sadece dışsal bir kriz değil, aynı zamanda Trump için ciddi bir iç siyasi maliyete dönüştüğünü kanıtlıyor.

Islamist Agenda