Çin, son yirmi yıldır İran ile olan askeri ilişkilerinde, açık silah satışları yerine dolaylı yardımları tercih eden hassas bir denge yürüttü. Birleşmiş Milletler ambargoları ve ABD yaptırımları nedeniyle son on yılda resmi silah ticareti neredeyse durma noktasına gelse de, Pekin’in desteği “sivil görünümlü” bileşenler üzerinden devam etti. Ancak ABD istihbaratının, Çin’in son haftalarda İran’a omuzdan atılan füzeler gönderip göndermediğini değerlendirdiğine dair haberler, bu taktiksel dengenin değişebileceğine işaret ediyor.
1980’ler: Silah satışında altın çağ
İran-Irak Savaşı’nın başladığı 1980 yılı, Çin’de ekonomik reformların başladığı döneme denk geldi. Deng Şiaoping’in devlet savunma şirketlerine “kendi kârlarını yaratma” yetkisi vermesiyle, İran’a 1982’den itibaren yoğun bir silah akışı başladı.
- Paradoks: Çin aynı dönemde Irak’a daha fazla silah satıyor, iki cephe de birbiriyle aynı Çin silahlarını kullanarak savaşıyordu.
- Silkworm Krizi: İran’ın 1987’de Kuveyt sularındaki ABD bağlantılı tankerleri Çin yapımı Silkworm füzeleriyle vurması, Washington-Pekin hattında ilk büyük teknoloji kısıtlamalarına yol açtı.
1990’lar: Tersine mühendislik ve teknoloji transferi
Savaş sonrası dönemde İran, askeri sanayi altyapısını Çin yardımıyla modernize etmeye odaklandı.
- Yerli Üretim: İran’ın meşhur “Nur” gemisavar füzesi, Çin’den satın alınan C-802 füzelerinin tersine mühendislikle kopyalanması sonucu geliştirildi.
- Üretim Tesisleri: Çin, sadece silah satmakla kalmadı; Tahran’ın doğusunda füze üretim tesisleri ve test sahaları inşa edilmesine de destek verdi.
2000’ler: Çift kullanımlı teknoloji dönemi
2006’da BM’nin İran’ın nükleer ve balistik programlarına yaptırım kararı almasıyla Çin, resmi sözleşmelerden uzaklaştı. Bu geri çekilme, Çin’in Körfez ülkeleriyle stratejik bağlarını derinleştirme arzusuyla da paralellik gösterdi.
- Dolaylı Destek: Doğrudan füze satışı yerine; balistik füze yakıtı için kimyasallar, İHA’lar için radyo frekans konnektörleri ve türbin kanatları gibi “çift kullanımlı” parçaların sevkiyatı hız kazandı.
- Navigasyon Gücü: İran’ın, ABD’nin GPS sistemine alternatif olan Çin yapımı BeiDou navigasyon sistemini askeri amaçlarla (İHA ve füze yönlendirme) kullandığına dair şüpheler, son dönemdeki bölgesel saldırılarla daha da arttı.
Dengeler değişiyor mu?
Pekin’in kırk yıllık stratejisi; uluslararası yaptırımları gözetirken İran’ı bölgede stratejik bir ortak olarak ayakta tutmak üzerine kuruluydu. Ancak ABD’nin son iddiaları doğruysa, “dolaylı destek” modelinden “doğrudan sevkiyat” modeline geçiş, Ortadoğu’daki güç dengelerini kökten sarsabilir. Bu durum, Başkan Donald Trump’ın ticaret savaşı tehditlerini askeri bir boyuta taşıyabileceği gibi, Çin’in Körfez’deki enerji güvenliği hesaplarını da riske atabilir.
