Hürmüz çıkmazı: İran baskısı Çin ve Avrupa ile çatışmaya mı evriliyor?
Dünya

Hürmüz çıkmazı: İran baskısı Çin ve Avrupa ile çatışmaya mı evriliyor?

Hürmüz Boğazı, uluslararası bir su yolu olmanın ötesine geçerek; savaş, ekonomi ve diplomasinin iç içe geçtiği, 21. yüzyıl araçlarıyla yürütülen bir “Yeni Soğuk Savaş” merkezine dönüştü. Foreign Policy, Newsweek ve Bloomberg gibi etkili yayın organlarında yer alan analizler, Washington’ın Tahran’ı köşeye sıkıştırma hamlesinin, müttefiki Avrupa ve devasa enerji tüketicisi Çin ile ciddi bir sürtünme noktası yarattığını ortaya koyuyor.

ABD’nin “Maksimum Baskı 2.0” stratejisi

Ocak 2026’da göreve gelmesinden kısa bir süre sonra Başkan Donald Trump, İran’ı ekonomik olarak iflas ettirmeyi ve nükleer kapasitesini dizginlemeyi amaçlayan “Maksimum Baskı” politikasını yeniden devreye soktu. Bu stratejinin en sert adımı olan deniz ablukası; İran sularındaki gemilerin durdurulması, rotalarının değiştirilmesi veya alıkonulmasını öngörüyor.

Avrupa’nın iklemi: Diplomatik arabuluculuk mu, askeri koruma mı?

Avrupa diplomasisi, bölgedeki bir patlamanın kıta üzerindeki ağır sonuçlarından kaçınmak için mekik diplomasisi yürütüyor. İngiltere Başbakanı Keir Starmer ve AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas’ın bölge ziyaretleri, askeri bir çatışmaya girmeden seyrüsefer güvenliğini sağlama arayışının bir parçası.

  • Askeri Risk: Avrupalı liderler, Doğu sınırlarında Rusya tehdidiyle meşgulken Orta Doğu’da yeni bir savaşa dahil olmaya sıcak bakmıyor.
  • Fransa’nın Rolü: Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, uçak gemisi ve savaş gemilerinden oluşan bir filoyu bölgeye gönderse de; Paris bu gücün yalnızca “savunma” amaçlı ve BM şemsiyesi altında görev yapacağını vurguluyor.
  • Psikolojik Yaralar: Chatham House uzmanlarına göre, Irak Savaşı’nın Avrupa toplumlarında bıraktığı travmalar, yeni bir askeri maceraya karşı kamuoyu direncini artırıyor.

Çin faktörü: Sabır stratejisi ve enerji direnci

Bloomberg yazarı Javier Blas’a göre ABD’nin ablukadaki asıl hedeflerinden biri de Çin. Washington, İran petrolünün %95’ini satın alan Pekin’i, enerji arzı üzerinden tehdit ederek Tahran’ı müzakereye zorlaması için baskı altına alıyor. Ancak bu kumarın tutmama ihtimali oldukça yüksek:

  1. Stratejik Rezerv: Çin, 1 milyar varili aşan petrol rezerviyle İran’dan gelebilecek kesintileri aylarca tolere edebilir.
  2. Mali Kalkan: İran, savaşın ilk haftalarında artan petrol fiyatları sayesinde günlük gelirini 100 milyon dolardan 175 milyon dolara çıkararak ciddi bir finansal tampon oluşturdu.
  3. Asimetrik Yanıt: Çin, denizden gelecek bir baskıya karşı ABD’nin zayıf olduğu “nadir toprak elementleri” veya “tedarik zincirleri” üzerinden asimetrik ve ağır bir yanıt verme potansiyeline sahip.

Riskler: “Yin He” krizinden sıcak çatışmaya

Newsweek, ABD’nin Çin bağlantılı gemilere müdahale etmesinin 1993’teki Yin He krizini hatırlatan diplomatik bir kaosa yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Ancak günümüzdeki gerilim, çok daha karmaşık bir küresel ekonomik entegrasyon döneminde gerçekleşiyor.

Sonuç olarak; Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim sadece bir “egemenlik” mücadelesi değil, aynı zamanda küresel “petrol ve nüfuz” savaşıdır. Petrol silahı geçmişte üreticilerin elindeyken, bugün Çin gibi “stratejik sabır” gösterebilen büyük tüketicilerin eline geçmiş durumda. İngiltere ve Fransa gibi geleneksel güçler ise Washington’a bağımlılık ile stratejik özerklik arasındaki dar koridorda sıkışmış görünüyor.

Islamist Agenda