Kudüslü gazeteci Bayan al-Ja'ba'ya 20 ay hapis cezası
İslam Dünyası

Kudüslü gazeteci Bayan al-Ja’ba’ya 20 ay hapis cezası

İsrail yargısı, sosyal medya paylaşımlarını gerekçe göstererek Filistinli gazeteci Bayan al-Ja’ba hakkında 20 ay hapis ve 5 bin şekel para cezasına hükmetti. Aynı zamanda, Kudüslü foto muhabiri Seyf el-Kavasmi’ye de Mescid-i Aksa’dan 6 ay uzaklaştırma cezası verilmesi, bölgedeki basın özgürlüğüne yönelik kısıtlamaların bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Bayan al-Ja’ba’nın hapis cezası ve hukuk mücadelesi

İsrail “Sulh Mahkemesi”, gazeteci Bayan al-Ja’ba’yı 2021-2024 yılları arasında yaptığı sosyal medya paylaşımları nedeniyle “kışkırtma” ve “terör örgütüne destek vermek” ile suçlayarak 20 ay hapis ve 6 ay ertelenmiş hapis cezasına çarptırdı. Cezanın infazına 6 Eylül 2026 tarihinde başlanması planlanıyor.

Al-Ja’ba’nın yaşadığı hukuki süreç, oldukça zorlu koşulları beraberinde getirdi:

  • Hamilelik ve gözaltı: Şubat 2025’te Mescid-i Aksa’da gözaltına alındığında hamileydi.
  • Ev hapsi: Sağlık durumu nedeniyle ev hapsine alınan gazeteci, 15 aydan fazla bir süre boyunca sosyal medya kullanımından men edilerek ve evden çıkışı yasaklanarak tecrit altında tutuldu.
  • Anneliğin zorlukları: Al-Ja’ba, bu ağır ev hapsi süreci içerisinde üçüncü çocuğunu dünyaya getirdi ve bir yıldan fazla süren bu kısıtlamaları üç çocuğuyla birlikte evinde yaşamak zorunda kaldı.

Avukatlarının karara itiraz etmesi ve üst mahkemeye başvurması bekleniyor.

Basın özgürlüğüne yönelik kısıtlamalar artıyor

Kudüslü gazetecilere yönelik baskılar sadece hapis cezalarıyla sınırlı kalmıyor. Aynı gün içerisinde, foto muhabiri Seyf el-Kavasmi’ye de “keyfi bir kararla” Mescid-i Aksa ve çevresindeki Eski Şehir bölgesine 6 ay boyunca giriş yasağı getirildi.

Kurban Bayramı’nın ilk gününde gözaltına alınan Kavasmi’ye verilen bu ceza, bölgedeki saha gazetecilerinin yaşadığı sistematik kısıtlamaları bir kez daha gündeme getirdi. Yetkililer, şu ana kadar en az 10 Filistinli gazetecinin benzer şekilde Mescid-i Aksa’da haber takibi yapmasının yasaklandığını belirtiyor.

Bu kararlar, bölgedeki insani durumu ve sahadaki gerçekleri dünyaya aktarmaya çalışan medya mensupları üzerindeki “susturma politikalarının” bir yansıması olarak tepki çekiyor. Filistinli medya kuruluşları, meslektaşlarına yönelik bu uygulamaların uluslararası basın özgürlüğü standartlarıyla bağdaşmadığını vurguluyor.