İsrail ordusu ve radikal Yahudi yerleşimciler, Filistinlilerin büyük felaket olarak adlandırdığı Nakba’nın 78. yıl dönümünde kutsal mekanlara ve sivillere yönelik organize saldırılar gerçekleştirdi. Kudüs ve Batı Şeria genelinde tırmanan gerilimde bir Filistinli genç hayatını kaybederken, fanatik gruplar Mescid-i Aksa kapılarında dini ibadetleri engelleyen provokatif eylemler düzenledi. İsrail polisinin koruması eşliğinde yürütülen bu faaliyetler, bölgedeki demografik ve dini statükoyu değiştirme çabası olarak değerlendiriliyor.
Cami baskınları ve sivil ölümleri sahnede
Batı Şeria’nın kuzeyindeki Nablus kentinde cuma namazı kılan cemaat İsrail askerlerinin fiziki müdahalesine maruz kaldı. Silahlı unsurlarla caminin içine giren bir işgal askeri, imamı ve mültecileri darp ederek ibadetin tamamlanmasını engelledi. Kentin güneyindeki El-Lüban el-Şarkiyye beldesinde ise askeri birliklerin açtığı ateş sonucu 15 yaşındaki bir Filistinli çocuk yaşamını yitirdi.
Saldırılar Ramallah kırsalına da sıçradı. Cibiya köyüne baskın düzenleyen radikal yerleşimciler, buradaki bir caminin bodrum katını ateşe vererek ibadethanede ciddi hasara yol açtı. Köy sakinlerine ait çok sayıda sivil araç da kundaklanırken, İsrail ordusunun bu suçlara tamamen göz yumduğu bildirildi. Resmi verilere göre, 2023 yılında Gazze’de başlayan süreçten bu yana Batı Şeria’da asker veya yerleşimci kurşunuyla ölen Filistinlilerin sayısı en az 1071’e ulaştı.
Ben Gvir liderliğinde Aksa provokasyonu
Kudüs’ün Eski Şehir bölgesindeki gerilim, İsrail’in şehri işgal edişinin İbrani takvimine göre yıl dönümü bahanesiyle doruk noktasına ulaştı. Aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir, yüzlerce fanatik yerleşimci ile birlikte Mescid-i Aksa’nın avlusuna baskın düzenleyerek İsrail bayrağı açtı. İşgal polisi, Bayrak Yürüyüşü adı verilen etkinlik için 14 bin güvenlik personeli görevlendirerek bölgeyi askeri abluka altına aldı.
Sabah saatlerinde Bab el-Esbat (Aslanlı Kapı) önünde toplanan gruplar, Haham Israel Ariel liderliğinde tapınak vizyonu içeren afişlerle ayinler gerçekleştirdi. “Araplara ölüm” ve “Köyünüz batsın” şeklinde ırkçı sloganların atıldığı gösteriler esnasında Filistinlilerin kutsal mekana girişleri tamamen yasaklandı.
İslam dünyasından Tel Aviv’e sert tepki
Kutsal mekanların dokunulmazlığının çiğnenmesi ve sivil can kayıpları, Orta Doğu genelinde diplomatik bir kriz dalgasına yol açtı. Katar, Mısır, Ürdün ve Yemen dışişleri bakanlıkları ardı ardına yayımladıkları resmi bildirilerle Tel Aviv yönetimini sert bir dille kınadı.
Katar Dışişleri Bakanlığı, adımı uluslararası hukukun açık bir ihlali ve milyonlarca Müslümanın hissiyatına yönelik kasıtlı bir saldırı olarak tanımladı. Kahire ve Amman yönetimleri ise tarihi statünün değiştirilmeye çalışılmasının siyasi krizi küresel bir din savaşına dönüştürme riski taşıdığı konusunda uluslararası toplumu uyardı. Filistinli yetkililer, tüm bu adımların Kudüs’ü tamamen Yahudileştirme planının bir parçası olduğunu vurguluyor.
