Duvar ve Yerleşim Yerleriyle Mücadele Konseyi Başkanı Müeyyed Şaban, İsrailli Bakan Bezalel Smotrich’in işgal altındaki Doğu Kudüs’ün doğusunda yer alan Han el-Ahmer bedevi topluluğunun tahliye edilmesine yönelik emri imzalamasını sert bir dille eleştirdi. Şaban, bu kararın İsrail hükümetinin zorunlu göç politikasında tehlikeli bir tırmanış teşkil ettiğini belirtti.
İlhak projelerinin bir parçası
Salı günü yaptığı açıklamada kararın, sağcı İsrail hükümetinin ilhak ve yerleşim genişletme projelerini güç kullanarak uygulama konusundaki ısrarını açıkça ortaya koyduğunu vurguladı. Han el-Ahmer’in hedeflenmesinin, Doğu Kudüs’ün doğu bölgesini kapsayan uzun vadeli stratejik bir yerleşim projesinin parçası olduğunu ifade etti.
Şaban, bu adımla Batı Şeria’nın kuzeyi ile güneyi arasındaki coğrafi bağın koparılmasının amaçlandığını savundu. Bu durumun, coğrafi olarak bütünlüklü ve yaşayabilir bir Filistin devletinin kurulma ihtimalini ortadan kaldırdığını dile getirdi.
Savaş suçu uyarısı
Han el-Ahmer topluluğunun uzun yıllardır Filistin direnişinin bir simgesi haline geldiğine dikkat çeken Şaban, şu ifadeleri kullandı:
“Bu karar, geniş çaplı uluslararası itirazlara ve siyasi, insani ve hukuki risk uyarılarına rağmen alındı. Uluslararası Ceza Mahkemesi, zorunlu göçü bir savaş suçu olarak tanımlıyor. İşgalci güçlerin bedevi topluluklarına yönelik bu politikaları, Dördüncü Cenevre Sözleşmesi’nin ağır bir ihlalidir.”
Bölgesel riskler artıyor
İsrail’in tahliye kararını uygulaması durumunda bunun tehlikeli bir emsal teşkil edeceği uyarısında bulunan Şaban, Kudüs ve Ürdün Vadisi çevresindeki onlarca Filistinli topluluğun da benzer bir tehditle karşı karşıya kalacağını belirtti. Bu planın, Filistin coğrafyasını güç kullanarak yeniden şekillendirmeyi amaçlayan geniş bir stratejinin parçası olduğunun altını çizdi.
Şaban, uluslararası toplumu ve Birleşmiş Milletler’i yasal ve ahlaki sorumluluklarını yerine getirmeye, İsrail hükümetinin yerleşim politikalarını durdurmak için derhal harekete geçmeye çağırdı. Uluslararası sessizliğin, İsrail makamlarını ihlallerini sürdürmeye teşvik ettiği ve adil bir barış şansını zayıflattığı vurgulandı.


