İsrail’in, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) kendisi ve diğer üst düzey yetkililer hakkında tutuklama kararı çıkarma talebine misilleme olarak imzaladığı bu karar, yaklaşık 200 Filistinlinin geleceğini belirsizliğe itti. Köy sakinleri, yıllardır süren baskı ve yıkım tehditlerine karşı topraklarını terk etmemekte kararlı olduklarını belirtiyor.
“Büyük Kudüs” projesinin önündeki engel
Han el-Ahmer Köy Konseyi Başkanı İyd Ebu Dahuk, bu kararı “keyfi” olarak nitelendirerek, yerli Filistinli halkı topraklarından söküp atmayı hedeflediğini vurguladı. Ebu Dahuk, köyün stratejik konumu nedeniyle İsrail tarafından sürekli kuşatıldığını ve yerleşim yerlerinin genişletilmesi için bir baskı unsuru olarak kullanıldığını ifade etti.
- Coğrafi kuşatma: Köy, çevresindeki yasa dışı yerleşim birimleri tarafından kuşatılmış durumda.
- Stratejik hedef: Tahliye kararı, “Büyük Kudüs” ve “E1” yerleşim planlarının bir parçası olarak görülüyor.
- Coğrafi bütünlük: Köyün yok edilmesi, Batı Şeria’nın kuzeyi ile güneyi arasındaki coğrafi bağın koparılması anlamına geliyor.
“Tek silahımız direniş ve kalmak”
Ebu Dahuk, ellerinde herhangi bir savunma imkanı olmadığını belirterek, “Tek silahımız toprağımızda kalmaktır” ifadelerini kullandı. Köy halkının, daha önceki yıllarda olduğu gibi, halk hareketleri ve uluslararası baskı aracılığıyla 2018’deki yıkım kararını erteletmeyi başardığını hatırlattı.
Stratejik bir dönüm noktası
El-Beyder Bedevi Haklarını Savunma Örgütü Genel Sorumlusu Hasan Melihat, tahliye kararının sadece idari bir prosedür olmadığını, daha geniş bir siyasi stratejinin sonucu olduğunu belirtti. Melihat, Han el-Ahmer’in “Maale Adumim” yerleşimi ile Kudüs arasındaki hassas konumu nedeniyle, bu bölgedeki Filistin varlığını azaltmanın İsrail’in ana hedeflerinden biri olduğunu kaydetti.
- Siyasi ve insani boyut: Melihat, kararın sadece mülkiyet meselesi değil, Filistin’in gelecekteki coğrafi bütünlüğü için kritik bir siyasi dosya olduğunun altını çizdi.
- Hukuki kılıf: İsrail’in “izinsiz yapı” gerekçesini kullandığını ifade eden Melihat, bu durumun bölgedeki Bedevi topluluklarını savunmasız bırakmak için bir bahane olduğunu vurguladı.
