Filistin yönetiminin yaşadığı mali kriz ve İsrail’in vergi gelirlerinden yaptığı kesintiler, Batı Şeria’daki sağlık sektörünü felç etti. Devlet hastanelerinde sadece tedavi gecikmeleri veya yoğunluk değil, en temel ilaçların ve tıbbi sarf malzemelerinin dahi bulunamaması ana gündem maddesi haline geldi. Kronik hastalığı olan binlerce kişi, kanser hastaları ve böbrek hastaları ilaçsız kalma tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor. Bu durum, hasta yakınlarını çaresizce toplumsal yardım girişimlerine ve bireysel bağışlara yönlendiriyor.
Sivil toplum ve gönüllü hekimlerden yardım seferberliği
Resmi kurumların yetersiz kaldığı bu süreçte, yerel kurumlar ve sivil toplum kuruluşları “acil çözüm” arayışına girdi. Özellikle İsrail işgali altındaki Nasıra şehrinde bulunan Arap İşçi Sendikası, Cenin Devlet Hastanesi ve Razi Hayır Hastanesi ile koordineli bir yardım köprüsü kurdu. Bu girişimle, hastanelerin acil ihtiyaç duyduğu ilaçlar ve bazı kritik tıbbi cihazların bir kısmı temin edilmeye çalışılıyor.
Ayrıca Filistinli doktorlar, sosyal medya fenomenleri ve aktivistler de kendi imkanlarıyla ayni bağış kampanyaları düzenliyor. Sosyal medyanın gücünü kullanan bu gruplar, ilaçlarını satın alamayan yoksul hastalar için hayırseverlerden gelen destekleri doğrudan ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyor. Uzmanlar, bu çabaların insani açıdan hayati olduğunu ancak hükümetin ve Sağlık Bakanlığı’nın sorumluluklarının yerini tutamayacak “geçici pansuman” çözümler olduğunu vurguluyor.
Şeffaflık ve uluslararası müdahale çağrısı
Sağlık sektöründeki kaosu durdurmak için uzmanlar, bakanlığa sessizliğini bozma ve şeffaf adımlar atma çağrısında bulunuyor. Eksik ilaç listelerinin düzenli olarak ilan edilmesi ve her ildeki yerel komiteler aracılığıyla bağış kabul edilmesinin süreci kolaylaştırabileceği belirtiliyor. Ayrıca Dünya Sağlık Örgütü (WHO), UNRWA ve Kızılay gibi uluslararası kuruluşların, Filistin sağlık sektörünü desteklemek için acil yardım çağrısı yapması gerektiği ifade ediliyor.
Batı Şeria’daki hastane yönetimleri, ilaç dosyasının “ertelenemez bir ulusal öncelik” olarak kabul edilmesini talep ediyor. Mevcut mali ve siyasi çıkmaz sürerken, sivil dayanışma ruhu Filistin halkının ayakta kalmasını sağlasa da sistemdeki yapısal çöküş binlerce sivilin yaşam hakkını tehdit etmeye devam ediyor.
