Modern jeopolitik sahnede, 1970’lerin Vietnam dinamikleri yeniden canlanıyor. Foreign Policy yazarı Michael Hirsh, İran’ın uyguladığı stratejinin, efsanevi Vietnamlı lider Ho Chi Minh’in ABD’ye karşı kazandığı zaferle çarpıcı benzerlikler taşıdığını savundu. Habere göre Tahran, askeri güçten ziyade “direnç ve zaman” silahını kullanarak Washington’ı köşeye sıkıştırıyor.
Bomba tehdidi altında müzakereye ret
Hirsh, İran’ın tıpkı Kuzey Vietnam gibi baskı altındayken masaya oturmayı reddettiğini vurguluyor. Vietnamlıların “Bombaların gölgesinde asla pazarlık yapmayız” ilkesini benimseyen Tahran yönetimi, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın ağzından aynı kararlılığı sergiliyor. Bu strateji şimdiden sonuç vermeye başladı; Trump yönetimi, başlangıçta karşı çıktığı ateşkesi İran’ın “teklif getirmesi” bekleyişiyle belirsiz bir süreye uzatmak zorunda kaldı.
Zaman ve sabır İran’ın yanında
Harvard Üniversitesi’nden uzman Hai Nguyen, asimetrik savaşların sonucunu genellikle tarafların “sabır sınırı”nın belirlediğini ifade ediyor. Analizdeki temel noktalar şunlar:
- Hızlı Sonuç vs. Uzun Direniş: ABD iç siyasi ve ekonomik baskılar nedeniyle hızlı bir zafer ararken, İran on yıllarca sürebilecek bir yıpratma savaşına hazırlıklı görünüyor.
- Amerikan Yumuşak Karnı: Tahran, Washington’ın uzayan çatışmalara karşı olan düşük toleransını bir “stratejik zayıflık” olarak hedef alıyor.
Askeri zafer iddiası sorgulanıyor
ABD’nin kesin bir askeri üstünlük sağladığı iddialarına rağmen, istihbarat raporları İran’ın binlerce füze ve dron kapasitesini koruduğunu gösteriyor. Hürmüz Boğazı’ndaki asimetrik deniz gücünün hala aktif olması ve İran bağlantılı tankerlerin ablukayı delmeye devam etmesi, ekonomik izolasyon çabalarını baltalıyor.
Ekonomik yıpratma savaşı
İran, askeri bir zaferden ziyade psikolojik ve ekonomik bir çökertme hedefliyor. Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolün küresel enerji fiyatlarını 100 dolara yaklaştırması, ABD’deki enflasyonu tetikleyerek yaklaşan ara seçimler öncesi Trump yönetimi üzerindeki iç baskıyı artırıyor. Michael Hirsh’e göre çatışma artık konvansiyonel bir savaş olmaktan çıkıp, kimin daha uzun süre ayakta kalabileceği bir “irade savaşına” dönüşmüş durumda.
