Lübnan’ın güneyinde yürütülen askeri operasyonlara katılan İsrail askerleri ve subaylarının itirafları, işgal ordusunun sahada karşı karşıya kaldığı ağır psikolojik baskıyı ve askeri başarısızlığı gözler önüne serdi. İsrail medyasından Yedioth Ahronoth gazetesinde yer alan tanıklıklara göre, direniş güçleri tarafından etkin şekilde kullanılan insansız hava araçları (İHA) saha birliklerinde kalıcı bir panik dalgasına yol açtı.
Askeri uzmanlar ve saha unsurları, Lübnan cephesinde havadan gelen tehditlerin modern bir savaş doktrini içinde orduyu nasıl felç ettiğini aktarıyor.
“Daha önce böyle bir korku yaşamadım”
İsrail ordusunun elit birliklerinden 98. Tümen’de görev yapan ve ismi yalnızca “A” olarak paylaşılan bir asker, askeri kariyeri boyunca katıldığı hiçbir operasyonda Lübnan’daki kadar büyük bir çaresizlik hissetmediğini belirtti. Sürekli bir intihar İHA’sı saldırısına uğrama endişesi taşıdıklarını ifade eden işgal askeri, yaşadığı kabus dolu bir geceyi şu sözlerle anlattı:
“Bir gece bulunduğumuz mevkinin üzerinde dronların uçtuğu ihbarı geldi. O an zırhlı aracın içinde kalmanın bir ölüm tuzağı olduğunu anlayıp kendimizi dışarı attık ve en yakındaki çalılıkların arasına saklandık. Tehdide karşı hiçbir şey yapamıyorduk. O anlar askeri hayatımın en çaresiz ve en korkunç dakikalarıydı.”
Aynı asker, ordu yönetiminin sahadaki stratejisini ve hantallığını da sert sözlerle eleştirdi. Komuta kademesinin savaşı belirlenen hedeflere ulaştıracak askeri dinamizmden yoksun olduğunu vurgulayan asker, birliklerin sahadaki yetkilerinin sınırlandırılmasının cephede büyük bir hayal kırıklığı ve amaçsızlık duygusu yarattığını sözlerine ekledi.
Givati Tugayı’nda İHA dehşeti: “Şarapnel parçalarıyla yaşıyorum”
Gazetede yer alan bir diğer sarsıcı tanıklık ise Givati Tugayı Keşif Birimi’ne bağlı Teknoloji ve Bakım Bölük Komutanı Teğmen “Ş”ye ait. Geçtiğimiz mayıs ayında Lübnan topraklarında operasyon esnasında bozulan “Namir” tipi bir zırhlı personel taşıyıcıyı onarmak için teknik yardımcısıyla birlikte bölgeye intikal ettiklerini söyleyen kadın subay, ani bir kamikaze İHA saldırısının hedefi olduklarını aktardı.
Son anda fark edilen İHA’nın zırhlı aracın hemen yanında infilak etmesi sonucu yüzünden, başından ve kulak zarlarından ağır yaralanan Teğmen “Ş”, yardımcısının da bacaklarından ciddi şekilde yaralandığını belirtti. Kaldırıldığı hastanede bir dizi operasyon geçiren İsrail subayı, vücuduna saplanan bazı şarapnel parçalarının hayati risk nedeniyle hâlâ çıkarılamadığını itiraf etti.
Askeri hedeflerin uzağında bir fiyasko
Aylardır süren çatışmalar, İsrail’in Lübnan’ın güneyine yönelik kara operasyonları ve yoğun hava saldırılarına sahne oldu. Ancak Lübnan direnişinin güdümlü füzeler ve sürü İHA’lar ile gerçekleştirdiği nokta atışı misillemeler, işgal ordusunun tahkimatlarını ve zırhlı araçlarını doğrudan vurarak askeri planları sekteye uğrattı.
İsrail ordusu içerisinden sızan bu son raporlar ve asker itirafları, siyasi iktidarın iddia ettiğinin aksine, sahada askeri bir zaferden ziyade derin bir stratejik tıkanıklık ve moral çöküş yaşandığını açıkça kanıtlıyor.
