Batı Şeria'da ilaç krizi: Binlerce hasta "yavaş ölüm"de
İslam Dünyası

Batı Şeria’da ilaç krizi: Binlerce hasta “yavaş ölüm”de

Batı Şeria’da sağlık sistemi, yıllardır biriken mali borçlar ve İsrail’in “takas” (clearing) fonlarını kesmesiyle derin bir krizle karşı karşıya. İlaçların tükenmesiyle birlikte, binlerce kronik hasta tedaviye erişemediği için “yavaş bir ölüme” terk ediliyor. Hastalar, sosyal medya grupları üzerinden ellerindeki kalan ilaçları paylaşarak hayatta kalmaya çalışıyor.

İlaç stokları tükendi: “Şifa” yerine “korku”

Sistemdeki ilaç açığı, sadece basit ağrı kesicileri değil, kanser ve diyaliz gibi hayati tedavi gerektiren hastalıkları da kapsıyor. Filistin Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 180 temel ilaç türü tamamen tükenmiş durumda. Özellikle onkoloji ilaçlarında 97 kalemden 50’si “sıfır stok” seviyesinde.

  • Ameliyatlar durdu: İlaç ve tıbbi malzeme eksikliği nedeniyle 11 binden fazla planlı ameliyat ertelendi.
  • Hayati risk: 4 bin kanser hastası ve binlerce diyaliz hastası, tedaviye erişemedikleri için her geçen gün daha da ağırlaşıyor.
  • İlaç takası: Bir devlet memuru olan Sara Rahal, yaşadıkları çaresizliği şu sözlerle özetliyor: “Artık elimizdeki ilaçları sosyal medya gruplarında paylaşıyoruz. Kimin ilacı biterse, ihtiyacı olan diğerine ulaşıyor. Bakanlıktan umudumuzu kestik.”

Mali kriz: 1.3 milyar şekellik borç batağı

Sağlık sektöründeki bu çöküşün merkezinde, Sağlık Bakanlığı’nın tıbbi tedarikçilere olan devasa borcu yatıyor. İlaç Tedarikçileri Birliği verilerine göre, bakanlığın tedarikçilere olan toplam borcu 1.3 milyar şekeli aştı.

İlaç tedarikçisi Mohannad Habash, yılbaşından bu yana şirketlere ödenen miktarın sadece 16 milyon şekel olduğunu belirterek, “Bu durum, şirketlerin stoklarını tamamen bitirmesine yol açtı. Artık sadece hayat kurtarıcı ürünlere odaklanabiliyoruz, ancak sürdürülebilirlik kalmadı” ifadelerini kullandı.

Sistemsel sorun: Güvenlik mi, Sağlık mı?

Ekonomik krizin bir sonucu olan bu tablo, aynı zamanda bütçe yönetimindeki yapısal sorunları da gün yüzüne çıkarıyor. Sivil toplum temsilcileri ve bütçe şeffaflığı uzmanları, sağlık krizinin sadece İsrail’in fonları kesmesiyle açıklanamayacağını savunuyor.

  • Bütçe dağılımı: Bütçede güvenlik sektörüne yüzde 22 oranında pay ayrılırken, Sağlık Bakanlığı’na ayrılan pay yüzde 15’te kalıyor.
  • Reform çağrısı: Uzmanlar, mevcut sağlık sigortası sisteminin iflas ettiğini ve yeni, kapsamlı, zorunlu bir sigorta sistemine geçişin şart olduğunu vurguluyor.
  • Gelişim eksikliği: 2025 yılı verilerine göre sağlık sektörüne ayrılan geliştirme harcamalarının sadece 58 milyon şekel ile sınırlı kalması, hastanelerin altyapı ve tıbbi teknoloji eksikliklerini kronikleştiriyor.

Uzmanlar, “yavaş ölüm” olarak tanımlanan bu süreçten çıkışın tek yolunun, sağlık sistemindeki harcama önceliklerinin gözden geçirilmesi ve ilaç tedarik zincirinin finansal olarak güvence altına alınması olduğunu belirtiyor. Aksi takdirde, önümüzdeki aylarda daha fazla hastanın tedaviye erişim tamamen kesileceği için kaybedilmesi kaçınılmaz görünüyor.