Gazze’deki hükümet medya ofisi, bölgenin en tehlikeli toplu açlık aşamasına girdiğini duyurdu. İsrail ordusunun gıda, ilaç ve insani yardımları iki milyondan fazla Filistinliye karşı bir baskı aracı olarak kullandığı belirtiliyor. Ateşkes ilanından bu yana yapılması planlanan tır sevkiyatlarında yüzde 63 oranında bir açık bulunuyor. Bölgeye girmesi gereken 131 bin 400 yardım tırına karşılık sadece 48 bin 636 aracın geçişine izin verildi. Bu durum insani yardım taahhütlerine uyum oranının yüzde 37 seviyesinde kaldığını gösteriyor.
Yardım tırlarında kritik düşüş yaşanıyor
Kriz, Mayıs 2026 döneminde çok daha tehlikeli bir boyuta ulaştı. Ayın ilk 18 gününde Gazze Şeridi’ne girmesi planlanan 10 bin 800 tırlık insani yardıma karşılık sahaya yalnızca 2 bin 719 tır ulaştı. Sevkiyat oranlarındaki bu büyük düşüş, insani yardım tedarik zincirindeki taahhütlerin sadece yüzde 25’inin karşılanabildiğini ortaya koyuyor. “Kademeli insani kısıtlama” politikası nedeniyle bölgedeki gıda stokları tamamen tükenme noktasına geldi. Bu durum, 1,5 milyondan fazla insanın hayatını doğrudan tehdit ederken 250 binden fazla aile hayatta kalabilmek için sadece dışarıdan gelecek yardımlara bağımlı yaşıyor.
Elektrik kesintileri gıda güvenliğini tehdit ediyor
İsrail ordusu, temel gıda maddelerinin yanı sıra et ve dondurulmuş gıdaların da bölgeye girişini engellemeye devam ediyor. Gazze genelinde yaşanan kronik elektrik kesintileri ve yakıt girişinin durdurulması, soğutma sistemlerinin tamamen devre dışı kalmasına yol açtı. Depolanan az sayıdaki gıda maddesinin bozulması nedeniyle çadırlarda yaşayan mülteciler, çocuklar ve hastalar arasında zehirlenme vakaları hızla artıyor. Yetersiz beslenme sorunu özellikle yaşlılar ve kronik rahatsızlığı bulunan bireyler üzerinde ölümcül sonuçlar doğuruyor.
Sağlık sistemi çöküşün eşiğine geldi
Sivil halkın açlığa mahkum edilmesinin Cenevre Sözleşmesi ve uluslararası insancıl hukukun açık bir ihlali olduğu vurgulanıyor. Kıtlığın yayılmasıyla birlikte sağlık sisteminin de tamamen çökeceği uyarısı yapılıyor. Uluslararası topluma, sınır kapılarının düzenli ve tam kapasiteyle açılması yönünde acil çağrılar gerçekleştiriliyor. Bölgeye gıda, tıbbi malzeme ve yakıt akışının kesintisiz sağlanmaması durumunda, çadırlarda yaşayan yüz binlerce sivilin geri dönüşü olmayan bir insani felaketle karşı karşıya kalacağı belirtiliyor.
