İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Gazze Şeridi’nde Ekim 2025’te sağlanan ateşkes mutabakatının üzerinden altı aydan fazla zaman geçmesine rağmen, bölgedeki insani yardım altyapısının hâlâ ciddi tehdit altında olduğunu duyurdu. Kurum, Barış Konseyi’nin 21 Mayıs’ta Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) sunacağı altı aylık ilerleme raporu öncesinde bir rapor yayımladı. Raporda, işgalci güçlerin Gazze’deki yardım koridorlarını baltaladığı ve saldırıların sürdüğü vurgulandı. Gazze’deki Sağlık Bakanlığı verilerine göre, ateşkes sonrası süreçte devam eden askeri hareketlilik nedeniyle en az 856 Filistinli yaşamını yitirdi, 2 bin 463 kişi ise yaralandı.
Barış Konseyi, ABD Başkanı Trump liderliğinde tarafların “Gazze’de Savaşı Bitirme Kapsamlı Planı” kapsamındaki insani yardımların ulaştırılması, sivillerin korunması ve temel altyapının onarılması gibi maddelere ne derece uyduğunu rapor edecek. Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) verileri ise insani yardımların gerekli seviyenin çok altında kaldığını ve kritik geçiş rotalarının sürekli engellendiğini gösteriyor.
İnsan Hakları İzleme Örgütü Orta Doğu Direktör Vekili Adam Coogle, BMGK üyelerine çağrıda bulunarak, Barış Konseyi’nin sunacağı verilerin sahadaki BM ajanslarının raporlarıyla karşılaştırılması gerektiğini belirtti. Coogle, hiçbir dezenformasyonun yardımların yetersiz girdiği, hastaların tıbbi bakımdan mahrum kaldığı ve Gazze’ye geçişlerin sınırlandırıldığı gerçeğini gizleyemeyeceğini ifade etti.
Sınır kapılarındaki kısıtlamalar açlığı tetikliyor
Rapora göre, 28 Şubat 2026 tarihinde İran’a yönelik savaşın başlamasıyla birlikte Gazze’ye açılan tüm sınır kapıları kapatıldı. Bu gelişmenin ardından haftalık ortalama 4 bin 200 olan yardım tırı sayısı 590’a kadar geriledi. ABD’nin askeri koordinasyon verilerine ve basına yansıyan bilgilere göre, Amerikan yönetiminin baskısıyla 3 Mart’ta Kerem Ebu Salem sınır kapısı kısmen yeniden açıldı. Şu anda Kerem Ebu Salem ve Zikim, ticari ürünler ile insani yardımların giriş yapabildiği yegane iki noktayı oluşturuyor.
Mayıs ayı başında ticari tırların girişinde kısmi bir artış yaşansa da toplam tedarik miktarı 28 Şubat öncesindeki dönemin ve Gazze halkının asgari ihtiyaçlarının çok gerisinde kalıyor. Dünya Gıda Programı verileri, nisan ayında Gazze halkının mart ayına kıyasla daha az gıda tükettiğini, ailelerin büyük kısmının haftada bir kez bile taze sebze, meyve veya proteine erişemediğini gösteriyor. Gaz sıkıntısı nedeniyle halkın yüzde 68’i yemek pişirmek için atıkları yakmak zorunda kalıyor.
Sağlık sistemi ve altyapı tamamen çöktü
Gazze’deki 37 hastaneden hiçbirinin tam kapasiteyle çalışmadığı, sadece 19 hastanenin kısmen hizmet verebildiği bildiriliyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, 23 binden fazlası çocuk olmak üzere 43 binden fazla insan hayatını etkileyen ağır yaralanmalarla mücadele ediyor. 50 binden fazla kişinin uzun vadeli rehabilitasyon bakımına ihtiyacı bulunurken, bu alanda hizmet veren hiçbir merkez bulunmuyor. Medikal ekipman ve jeneratör parçalarının girişine izin verilmemesi, sağlık, kanalizasyon ve enkaz kaldırma çalışmalarını tamamen durma noktasına getirdi.
Han Yunus’ta kanalizasyon pompa istasyonlarının durması nedeniyle atık sular sokakları basarken, yerinden edilenlerin kaldığı kamplarda salgın hastalıklar hızla yayılıyor. Gazze genelindeki 200’den fazla su ve sanitasyon tesisi, iki yılı aşkın süredir sadece yedek jeneratörlerle ve geri dönüştürülmüş yağlarla çalıştırılmaya zorlanıyor.
Yardım çalışanları ve hastalar hedef alınıyor
Saha operasyonlarında insani yardım personeli ve hastalar doğrudan güvenlik riskleriyle karşı karşıya kalıyor. Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de en az 593 yardım çalışanı hayatını kaybetti ve bu kişilerden sekizi ateşkes sonrasındaki süreçte saldırıların hedefi oldu. Nisan ayında Dünya Sağlık Örgütü’ne ait bir aracın hedef alınması ve bir su kuyusu görevlisinin hava saldırısında öldürülmesi, kritik insani hizmetlerin günlerce askıya alınmasına yol açtı.
Refah Sınır Kapısı’nın kontrolünün kaybedildiği Mayıs 2024’ten bu yana bin 400’den fazla hasta tıbbi tahliye beklerken hayatını kaybetti. Şu an aralarında 4 bin çocuğun da bulunduğu 18 bin 500’den fazla hasta acil tahliye bekliyor. Ancak ilgili makamlar, Ekim 2023’ten bu yana Gazze’deki hastaların Batı Şeria ve Kudüs’teki hastanelere erişimini tamamen engelliyor.
Askeri hatlar genişliyor ve yaptırım çağrıları artıyor
Uydudan elde edilen harita analizleri, işgal güçlerinin Gazze içerisindeki askeri kontrol sınırı olan “Sarı Hat” bölgesini mutabakat sınırlarının batısına doğru kaydırdığını ortaya koyuyor. Bölgede en az 32 yeni askeri nokta inşa edilirken, kalıcı bir kara bariyeri yapımı da sürüyor. Bu durum hayati su ve sağlık tesislerinin askeri hattın arkasında kalmasına neden oluyor. BM verilerine göre, söz konusu askeri hattın yakınlarında onlarca sivil hayatını kaybetti. Ayrıca mülteci ajanslarına ait 127 tesis bu hattın gerisinde kaldığı için insani yardımların doğrudan ulaştırılması Mart 2025’ten bu yana engelleniyor.
Uluslararası insancıl hukuka göre işgalci gücün, sivil halkın gıda, su ve tıbbi malzeme gibi temel ihtiyaçlarını sağlama ve yardımların engelsiz geçişini kolaylaştırma yükümlülüğü bulunuyor. Sivillerin savaş yöntemi olarak açlığa mahkum edilmesinin Roma Statüsü uyarınca bir savaş suçu teşkil ettiğini hatırlatan insan hakları örgütleri, su kaynaklarından mahrum bırakma eylemlerinin insanlığa karşı suç ve soykırım kapsamına girdiğini belirtiyor. Bu doğrultuda uluslararası topluma, ilgili hükümete yönelik silah transferlerini durdurma, sorumlulara yaptırım uygulama ve Uluslararası Adalet Divanı ile Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin kararlarına destek verme çağrıları yapılıyor.
