Amerika Birleşik Devletleri’nin İran limanlarına yönelik başlattığı deniz ablukası yaklaşık iki haftayı geride bırakırken, Tahran ve diğer büyük kentlerdeki pazarlarda dengeler değişmeye başladı. Şu an için temel gıda ve ihtiyaç malzemelerinde büyük bir kıtlık yaşanmasa da lojistik yolların tıkanması ve döviz akışının kesilmesi, fiyat etiketlerine doğrudan yansıyor.
Fiyat artışları ve maaş krizi
İran pazarlarındaki son durumu değerlendiren yerel kaynaklar, ürün bolluğuna rağmen alım gücünün düştüğünü vurguluyor. Tahran’daki tüketiciler, rafların dolu olduğunu ancak fiyatların her geçen gün yükseldiğini ifade ederken; devletin Fars takvimine göre ayın beşinci günü geçmesine rağmen henüz maaş ödemesi yapmaması, halk arasındaki huzursuzluğu artırıyor. Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise ablukanın temel amacının halkın memnuniyetsizliğini hükümete karşı bir öfkeye dönüştürmek olduğu konusunda uyarılarda bulundu.
İhracat durma noktasında
Krizin en büyük darbesi petrol sektörüne vurmuş durumda. Deniz ablukası nedeniyle petrol ihraç edemeyen İran, temel ithalat kalemleri için gerekli olan dövizi temin etmekte zorlanıyor. Enerji uzmanları, İran’ın güneyindeki eski petrol sahalarının uzun süreli kapatmalara dayanamayacağı ve üretim kapasitesinin kalıcı olarak zarar görebileceği konusunda hemfikir. Tahran’ın mevcut şartlar altında en fazla 60 gün direnç gösterebileceği öngörülüyor.
“Gölge Filo” ve alternatif rotalar
Tahran yönetimi, ablukayı delmek için yıllardır yaptırımlara karşı geliştirdiği “gölge filo” sistemini devreye soktu. Kimlik bilgilerini gizleyen, bayrak değiştiren ve takip sistemlerini yanıltan bu gemi ağı, bazı sevkiyatların saptanmadan geçmesini sağlıyor. Ancak bu yöntemin sınırlı kapasitesi nedeniyle İran, komşu ülkelerle olan kara yolu ticaretine ve Hazar Denizi rotasına her zamankinden daha fazla bel bağlıyor.
Havacılıkta kısmi normalleşme
Hükümet, iç piyasadaki panik havasını dağıtmak adına sivil havacılık üzerindeki kısıtlamaları kademeli olarak kaldırmaya başladı. Hava sahasının dört aşamalı bir planla yeniden açılması, dış dünyaya “durum kontrol altında” mesajı verme çabası olarak değerlendiriliyor. Buna rağmen kalıcı çözümün ancak müzakere masasında ablukanın kaldırılmasıyla mümkün olacağı ifade ediliyor.
