Trump'ın gizemli "nükleer toz" teriminin perde arkası
Dünya

Trump’ın gizemli “nükleer toz” teriminin perde arkası

İran ile yürütülen diplomatik ve askeri pazarlıkların merkezinde, Donald Trump’ın ısrarla dile getirdiği “nükleer toz” şartı yer alıyor. Trump, geçtiğimiz günlerde Arizona’da yaptığı konuşmada, ABD’nin bu “tozu” teslim alacağını belirterek, “O beyaz toz halindeki maddeyi B-2 bombardıman uçaklarımız yarattı” ifadelerini kullandı. Ancak uzmanlar, bu terimin bilimsel bir karşılığı olmadığını ve meselenin sanıldığından çok daha tehlikeli olduğunu vurguluyor.

Bilimsel gerçek: Toz değil, yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum

Nükleer endüstride “nükleer toz” diye bir tanımın bulunmadığını belirten strateji uzmanları, Trump’ın aslında İran’ın yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyum stokundan bahsettiğini ifade ediyor.

  • Tehlikeli Madde: Bu madde aslında bir gaz formunda silindirlerde saklanıyor ve oda sıcaklığında katılaşabiliyor. Neme maruz kaldığında ise son derece zehirli ve uçucu bir hale geliyor.
  • Miktar: Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı verilerine göre, İran’ın elinde 2025 ortası itibarıyla yaklaşık 440 kilogram zenginleştirilmiş uranyum bulunuyor. Bu oran, nükleer silah yapımı için gereken yüzde 90 eşiğine teknik olarak çok yaklaşıldığı anlamına geliyor.

Enkaz altındaki “imkansız” operasyon

Haziran 2025’te İsfahan, Fordo ve Natanz’daki nükleer tesislere düzenlenen hava saldırıları, söz konusu uranyum stoklarının büyük kısmının İsfahan’daki tesisin yıkıntıları altında kalmasına neden oldu. Uzmanlar, bu maddelerin savaş ortamında çıkarılmasını “çılgınca bir fikir” olarak nitelendiriyor:

  • Lojistik Güçlük: Operasyon için bölgede tam askeri kontrol sağlanması, yaklaşık 15 bin askerin konuşlandırılması ve aylarca sürecek bir kazı çalışması gerekiyor.
  • Teknik Risk: Önce sarsıntılar nedeniyle çöken tünellerin jeologlar eşliğinde açılması, ardından sızıntı yapan konteynerlerin tespit edilerek maddelerin özel yeni kaplara aktarılması zorunlu.

Bilgi birikimi bombalanamaz

Analistler, tesislerin fiziksel olarak imha edilmesinin İran’ın nükleer bilgi birikimini ortadan kaldırmadığı konusunda uyarıyor. Nükleer fizikçiler, fiziksel yıkımın aksine, dış baskıların İran’ın nükleer programını daha da hızlandırmak için bir motivasyon kaynağına dönüşebileceği görüşünde. Trump’ın “nükleer toz” söylemi diplomatik bir koz olarak kullanılsa da teknik gerçekler bu maddelerin enkazdan çıkarılmasının aylar sürecek yüksek riskli bir mühendislik faciasına dönüşebileceğini gösteriyor.