Hürmüz Boğazı'nda 4. gün: Kuşatma altında kısıtlı trafik
Dünya

Hürmüz Boğazı’nda 4. gün: Kuşatma altında kısıtlı trafik

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran limanlarına yönelik deniz ablukasını sıkılaştırdığını duyurdu. Washington’ın bu hamlesine karşılık Tahran yönetimi, Kızıldeniz’deki hareketliliği sekteye uğratmakla tehdit ediyor. Bölgede bazı ticari gemilerin geçişi sürse de, yüzlerce tankerin Basra Körfezi sularında mahsur kalması küresel tedarik zinciri üzerindeki baskıyı artırıyor.

Rakamlarla boğazdaki son durum

Deniz trafiği takip verileri ve uluslararası ajansların raporlarına göre, ablukanın yürürlüğe girmesinden bu yana geçen sürede durum şu şekilde:

  • Mahsur Kalan Gemiler: Yaklaşık 800 tanker Körfez sularında bekleyişini sürdürüyor.
  • Stratejik Yükler: Bloomberg verilerine göre bölgede 426 ham petrol tankeri ve 19 sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) gemisi bekliyor.
  • Geçiş Yapanlar: Son 24 saat içinde 20’den fazla ticari gemi boğazdan geçmeyi başardı. Bunların 3 ila 4’ünün doğrudan İran ile bağlantılı olduğu belirtiliyor.

“Gölge Filo” ve denetimi aşma çabaları

İran, yaptırımları delmek için yüzlerce eski tankerden oluşan ve “Gölge Filo” olarak adlandırılan yapıyı devreye sokmuş durumda. Bu gemiler, takip sistemlerini kapatma, bayrak değiştirme ve açık denizde gemiden gemiye yük aktarımı gibi yöntemlerle ABD denetimlerinden kaçmaya çalışıyor.

Buna karşın, ABD donanması P-8 Poseidon uçakları, İHA’lar ve uydular aracılığıyla bölgeyi uzaktan izliyor. Denetim süreci şu aşamalardan oluşuyor:

  1. Uzaktan İzleme: Şüpheli gemilere sözlü uyarı yapılması.
  2. Müdahale: Uyarıya uymayan gemilere botlar veya hava unsurlarıyla yaklaşılması.
  3. Denetim ve El Koyma: Gerekli durumlarda gemiye çıkılarak arama yapılması veya kargoya el konulması.

Hukuki kördüğüm: 1958 vs 1982 Sözleşmeleri

Hürmüz Boğazı’nın yönetimi uluslararası hukukta iki zıt sözleşme arasında sıkışmış durumda:

  • 1958 Cenevre Sözleşmesi: “Zararsız geçiş” hakkını tanır ancak kıyı devletine (İran), güvenliğini tehdit eden geçişleri durdurma yetkisi verir. İran bu sözleşmeye dayanarak “güvenli bulmadığı” gemileri engelleme hakkı olduğunu savunuyor.
  • 1982 BM Deniz Hukuku Sözleşmesi: Gemilere ve uçaklara “transit geçiş” hakkı tanır ve bu hakkın askıya alınamayacağını savunur. ABD bu sözleşmenin uluslararası teamül hukuku olduğunu ileri sürüyor.

Kritik Not: Ne ABD ne de İran 1982 sözleşmesini onaylamıştır. Bu durum, boğazdaki egemenlik tartışmalarını hukuki bir boşluğa sürüklemektedir.

Masadaki 3 farklı öneri

Bölgedeki gerilimi düşürmek ve seyrüsefer serbestisini sağlamak adına üç temel yaklaşım öne çıkıyor:

  1. İran Önerisi: Bölge ülkelerinin güvenliği dış müdahale olmadan sağlaması ve “düşman” devletlerin geçişine kısıtlama/ücret getirilmesi.
  2. ABD Önerisi: Ticari gemilere askeri refakat sağlanması ve İran üzerindeki baskının artırılarak koridorun açık tutulması.
  3. Avrupa Önerisi (Fransa-İngiltere): Savunma amaçlı, çok uluslu ve sivil nitelikli bir misyonun bölgeye gönderilmesi.

Dünya petrol tüketiminin beşte birinin geçtiği bu stratejik noktadaki kriz, sadece enerji fiyatlarını değil, uluslararası deniz hukukunun geleceğini de şekillendiriyor.

Islamist Agenda