ABD Başkanı Donald Tramp’ın tehditlerinin ardından, Amerikan donanması bugün itibarıyla İran limanlarına giriş ve çıkışları tamamen durdurmak üzere harekete geçti. Abluka, gemilerin hangi ülkenin bayrağını taşıdığına bakılmaksızın tüm ticari trafiği kapsıyor. Askeri uzmanlar, bu hamlenin bölgedeki güç dengelerini nasıl etkileyeceğini ve İran’ın elindeki savunma kartlarını analiz ediyor.
İran’ın savunma kapasitesi ve “Boğaz” stratejisi
Askeri stratejistlere göre İran, 200 kilometre menzilli “Kruz” ve “Nur” tipi deniz füzeleriyle Umman Denizi’ndeki Amerikan unsurlarını hedef alma kapasitesine sahip. Ancak uzmanlar, Amerikan gemilerinin gelişmiş hava savunma sistemlerine sahip olmasının ve sahil şeridinden uzakta konuşlanmasının İran’ın vuruş gücünü kısıtladığına dikkat çekiyor.
Tahran’ın askeri ağırlığının asıl merkezi ise Hürmüz Boğazı olarak görülüyor. Stratejik adalarda konuşlu birlikler, boğazın en dar noktalarında seyrüsefer trafiğini kontrol altında tutabiliyor. Bölge üç farklı operasyon alanına bölünmüş durumda:
-
Körfez içindeki limanlar.
-
Stratejik önemi en yüksek olan Hürmüz Boğazı çevresi.
-
İran’ın boğaz dışındaki çıkış kapıları olan Çabahar ve Cask limanları.
Teknolojik takip: Kaçış yolu kapalı mı?
Ablukanın teknik boyutu, kaçak geçiş ihtimallerini neredeyse imkansız kılıyor. Uzmanlar, gemilerin kimliğini, yükünü ve rotasını saniye saniye takip eden “AIS” (Otomatik Tanımlama Sistemi) sayesinde Amerikan istihbaratının her türlü bayrak veya kayıt değişikliğini anında tespit edebildiğini belirtiyor.
Gizli cephanelik: Mayınlar ve uzaktan kumandalı tekneler
Deniz analizlerine göre İran, vurucu gücünün önemli bir kısmını hâlâ muhafaza ediyor. Güney sahil şeridindeki tünellerde saklanan deniz mayınları, uzaktan kumandalı patlayıcı yüklü tekneler ve Hürmüz, Lark, Büyük Tunb gibi tahkim edilmiş adalar, olası bir Amerikan müdahalesinde “mayın temizleme” operasyonlarını felce uğratabilecek potansiyele sahip.
