Vance'in İslamabad randevusu güvenlik gerekçesiyle iptal edildi
Dünya

Vance’in İslamabad randevusu güvenlik gerekçesiyle iptal edildi

İran ve ABD heyetleri arasında İslamabad’da gerçekleşmesi planlanan ikinci tur müzakereler, beklenmedik bir gelişmeyle sarsıldı. Beyaz Saray, daha önce ABD heyetine başkanlık edeceği açıklanan Başkan Yardımcısı JD Vance’in, “güvenlik gerekçeleriyle” Pakistan’a gönderilmeyeceğini duyurdu. Bu karar, Tahran’ın doğrudan Vance ile görüşme talebi üzerine şekillenen diplomatik takvimde belirsizlik yarattı.

Siyasi analistler, bu iptalin müzakerelerin özünü değiştirmeyeceği görüşünde. ABD Başkanı Donald Trump’ın tek karar verici olduğu vurgulanırken, Vance’in katılımının daha çok bir “dikkat dağıtıcı” unsur olduğu savunuluyor. Washington kulislerinde Trump’ın bizzat sürece dahil olabileceği konuşulsa da, uzmanlar Başkan’ın ancak somut bir başarı ihtimali doğduğunda sahneye çıkacağını öngörüyor.

Ekonomik baskı ve enerji kartı

Müzakerelerin arka planında ise İran ekonomisinin üzerindeki ağır baskı hissediliyor. Süregelen deniz ablukasının Tahran’a maliyetinin aylık 13 milyar dolara ulaştığı belirtilirken, Trump yönetiminin enerji tesislerini hedef alan söylemleri bir baskı unsuru olarak masada tutuluyor. Bazı siyasi gözlemciler, olası bir enerji krizinin İran içindeki muhalefet hareketlerini tetikleyebileceği görüşünü dile getiriyor.

Tahran ise nükleer programının sivil amaçlı ve uluslararası anlaşmalar çerçevesinde bir hak olduğunu savunmaya devam ediyor. Özellikle uranyum zenginleştirme seviyesi ve bölgedeki milis güçlerin silahsızlandırılması gibi konular, iki ülke arasındaki en keskin çatışma noktalarını oluşturuyor.

Bölgesel çözüm arayışı: 5+1 ve Körfez formülü

İslamabad’daki hazırlıklar sürerken, krizin aşılması için yeni öneriler de gündeme geliyor. Pakistan’ın arabuluculuğunda İran ile Körfez ülkeleri arasında ayrı bir müzakere hattı kurulması teklif ediliyor. Bu formül; Körfez ülkelerinin topraklarını İran’a yönelik bir saldırı için kullandırmamasını, İran’ın ise Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini garanti etmesini içeriyor.

Müzakerelerin geleceği, ABD’nin “şartsız teslimiyet” beklentisi ile İran’ın “teknik ve hak temelli” diplomasi ısrarı arasındaki dengeye bağlı görünüyor. Uzmanlar, İran yönetiminin pragmatik yapısı gereği, önümüzdeki günlerde kalıcı bir anlaşma veya kapsamlı bir mutabakat zaptının imzalanabileceği ihtimali üzerinde duruyor.