İslamabad sonrası Avrupa’yı bekleyen zorlu süreç
Dünya

İslamabad sonrası Avrupa’yı bekleyen zorlu süreç

ABD Başkan Yardımcısı J. D. Vance’ın İslamabad’daki görüşmelerin başarısız olduğunu duyurması, Alman basınında bölgesel ve küresel dengeler açısından mercek altına alındı. Gazeteler, müzakerelerin yürütülme biçimini eleştirirken, olası bir çatışmanın Avrupa ve Almanya üzerindeki ağır faturalarına dikkat çekti.

“Ya kabul et ya yok ol” stratejisi işe yaramadı

Alman medyasında yer alan analizlerde, müzakerelerin “dayatmacı” bir üslupla yürütüldüğü savunuldu. J. D. Vance’ın masaya “en iyi ve son teklifi” bırakarak ayrılmasının bir diplomasi başarısızlığı olduğu ifade edilirken, taraflar arasındaki derin güven krizinin aşılamadığı vurgulandı.

Uranyum zenginleştirme düzeyi, Hürmüz Boğazı’nın kontrolü, Lübnan’ı da kapsayan bir ateşkes ve İran’ın dondurulan varlıklarının serbest bırakılması gibi kronikleşen sorunların, böylesine kısa süreli ve sert geçişli temaslarla çözülmesinin gerçekçi olmadığı değerlendirildi.

Avrupa için dört büyük risk

Haberlerde, ABD ve İran arasındaki gerilimin sıcak çatışmaya dönüşmesinin Avrupa’yı doğrudan sarsacağı belirtildi. Özellikle Rusya ve Çin’in İran’a sağladığı istihbarat ve savunma desteğinin, krizi bir “vekalet savaşına” dönüştürebileceği uyarısı yapıldı. Avrupa’yı bekleyen temel tehlikeler ise şöyle sıralandı:

  • Enerji Krizi: Hürmüz Boğazı’nda yaşanacak herhangi bir aksama, enerji fiyatlarını kontrol edilemez seviyelere çıkarabilir.

  • Güvenlik Tehdidi: Avrupa’nın hemen yanı başındaki kırılgan güvenlik ortamı doğrudan bir tehdit unsuru oluşturuyor.

  • Nükleer Belirsizlik: İran’ın nükleer programına dair kontrol mekanizmalarının çökmesi.

  • Yeni Göç Dalgaları: Lübnan ve çevre bölgelerde savaşın şiddetlenmesi halinde Avrupa’nın yeni bir mülteci kriziyle karşı karşıya kalması.

Zaman İran’ın lehine mi işliyor?

Analizlerde dikkat çeken bir diğer nokta ise İran’ın “zamanı silah olarak kullanması” oldu. Tahran yönetiminin, ABD’nin uzun süreli ve sonu belirsiz bir askeri operasyona girişmek istemediğini bildiği ifade edildi. Küresel ekonomideki bozulmanın ve savaşın uzamasının, Başkan Donald Trump’ın iç siyasetteki popülaritesine zarar verdiği değerlendirmesi yapıldı.

Buna karşın Washington’ın, İran’ı masadan “kazanan taraf” olarak göndermek istemeyeceği, bunun ABD’nin küresel prestijine büyük darbe vuracağı belirtiliyor. Bu durumun, ateşkes sonrası askeri operasyon seçeneklerini yeniden masaya getirebileceği tahmin ediliyor.

Islamist Agenda