İran Meclisi Milli Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi, Washington ile yürütülen diplomatik süreçte Tahran’ın taviz vermeyeceği temel ilkeleri açıkladı. Müzakereleri “meydandaki çatışmanın bir uzantısı” olarak nitelendiren Azizi, ülkesinin masaya “kazanan taraf” olarak oturduğunu savundu.
Tartışmaya kapalı ana başlıklar
İbrahim Azizi, İran’ın İslamabad’daki ikinci tur görüşmeler öncesindeki duruşunu üç ana maddede özetledi:
- Nükleer Haklar: Uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin ve nükleer endüstrinin devam etmesi, halkın ve devletin vazgeçilmez bir hakkı olarak tanımlandı.
- Deniz Egemenliği: Hürmüz Boğazı’nın tamamen İran’ın coğrafi sınırları içinde olduğu ve buradaki hareketliliğin yalnızca ulusal yasalar ile İran ordusunun talimatlarına tabi olduğu vurgulandı.
- Tazminat ve Ceza: ABD ve müttefiklerinin saldırıları nedeniyle oluşan zararların tazmin edilmesi ve sorumluların cezalandırılması ön şart olarak sunuldu.
Savaşın gölgesinde diplomasi
Azizi, Washington’ın “zaman kazanma” politikasına izin vermeyeceklerini belirterek, somut sonuç alınmayan bir sürecin devam etmeyeceği uyarısında bulundu. ABD Başkanı Donald Trump’ın “anlaşma ya dostça ya da zor yoldan olacak” şeklindeki açıklamalarına da değinen İranlı kaynaklar, ABD’nin tehdit dili ve deniz ablukasının müzakereleri çıkmaza soktuğunu ifade ediyor.
Süreç nasıl ilerledi?
Bölgedeki gerilim, 28 Şubat 2024’te başlayan askeri operasyonların ardından 8 Nisan’da Pakistan’ın arabuluculuğuyla ilan edilen iki haftalık ateşkesle diplomatik bir zemine taşınmıştı. Ancak 12 Nisan’daki ilk tur görüşmelerin sonuçsuz kalması ve tarafların birbirini suçlaması, ikinci tur üzerindeki belirsizliği artırıyor. Tahran yönetimi, temsil düzeyinden ziyade ulusal çıkarların korunmasının öncelikli olduğunu belirterek her türlü senaryoya hazır oldukları mesajını verdi.
