Gazze'de kaos planı: Polis hedefleniyor, iş birlikçiler sahada
İslam Dünyası

Gazze’de kaos planı: Polis hedefleniyor, iş birlikçiler sahada

Gazze Şeridi, son 48 saat içinde sivil polis teşkilatı ile İsrail destekli silahlı gruplar arasında şiddetli çatışmalara sahne oldu. Han Yunus ve Refah gibi stratejik noktalarda yoğunlaşan olaylar, bölgede sivil düzeni sağlayan unsurların sistemli bir şekilde devre dışı bırakılmaya çalışıldığını gösteriyor.

Operasyonel ortaklık: Hava desteği ve milisler

Han Yunus’un merkezinde ve Refah’ın kuzeybatısında yaşanan çatışmalar, İsrail ordusu ile yerel iş birlikçi gruplar arasındaki koordinasyonu gözler önüne serdi. Sivil polis noktalarına düzenlenen saldırılarda, yerel grupların karadan sızma girişimleri başarısız olduğunda İsrail hava kuvvetlerinin devreye girerek bu grupların güvenli bir şekilde geri çekilmesini sağladığı gözlemlendi. Bu durum, bölgedeki güvenlik mimarisinin doğrudan hedef alındığına dair en somut veri olarak kabul ediliyor.

Güvenlik boşluğu ve “Gölge Hükümet” stratejisi

Analistler, polis teşkilatına yönelik suikast ve saldırıların tesadüfi olmadığını vurguluyor. İsrail’in, mevcut idari yapıyı istikrarsızlaştırarak kendi denetimindeki yerel milisleri bir “gölge hükümet” gibi konumlandırmayı hedeflediği belirtiliyor. Özellikle sınır geçişlerinin ve insani yardım dağıtım mekanizmalarının bu gruplar üzerinden yönetilmek istenmesi, Gazze’nin iç işleyişini tamamen felç etme girişimi olarak nitelendiriliyor.

Siyasi baskı ve silahsızlandırma dayatması

Güvenlik güçlerinin hedef alınması, aynı zamanda ateşkes müzakerelerinde bir baskı aracı olarak kullanılıyor. İsrail yönetimi, Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılması şartını sahada sivil otoriteyi yok ederek zorlamaya çalışıyor. Uzmanlara göre, kolluk kuvvetlerinin zayıflatılması, toplumun direncini kırma ve uluslararası alanda Gazze’yi “yönetilemez bir alan” olarak gösterme stratejisinin bir parçası.

Bölgedeki yerel otoriteler, Amerika Birleşik Devletleri ve arabulucu ülkeleri ateşkes ihlallerine karşı sorumlu davranmaya çağırırken, sivil polislere yönelik saldırıların uluslararası hukuka göre “savaş suçu” teşkil ettiğini savunuyor.