Gazze Belediyeler Birliği Başkanı Dr. Yahya el-Serrac, İsrail’in işgal altındaki Gazze Şeridi’ne yönelik uyguladığı kısıtlamaların halk sağlığını ve çevreyi tehdit eden boyutlara ulaştığını açıkladı. Serrac, işgal yönetiminin sadece sınırlı miktarda gıda girişine izin verdiğini; su kuyuları, jeneratörler ve iş makineleri için hayati önem taşıyan yakıt ve yedek parçaların geçişini ise kasten engellediğini vurguladı.
Çocuklara kemirgen saldırısı
Bölgede çöplerin toplanamaması ve kanalizasyon altyapısının çökmesi nedeniyle salgın hastalıkların yayıldığını belirten Serrac, durumun dehşet verici boyutunu şu sözlerle aktardı: “Haşereler, salgınlar ve fareler her yerde. Fareler artık uyuyan çocuklarımıza saldırmaya başladı.” Belediyelerin tıbbi atıkları ve çöpleri kaldırma kapasitesinin kalmaması, hayatta kalan hastanelerin ve sağlık ocaklarının da faaliyetlerini tehlikeye atıyor.
Su arzı yüzde 40’a düştü
Gazze halkının içme suyu ihtiyacının ancak %40’ının karşılanabildiğini ifade eden Serrac, yakıt ve motor yağı tedarik edilmemesi durumunda yaz aylarında bu oranın daha da düşeceği uyarısında bulundu. Savaşın başından bu yana Gazze’deki belediye araçlarının ve iş makinelerinin neredeyse tamamı imha edilmiş durumda; elde kalan sınırlı ekipman ise yedek parça eksikliği nedeniyle çalıştırılamıyor.
Ağır tahribatın bilançosu
Gazze Hükümet Medya Ofisi’nden yapılan açıklamada, İsrail’in taahhüt ettiği yakıt sevkiyatının sadece %14’ünü gerçekleştirdiği belirtilerek şu veriler paylaşıldı:
-
Altyapı: Bölgedeki kentsel dokunun %90’ı tahrip edildi.
-
Yıkım: 700’den fazla su kuyusu, 3 bin kilometre elektrik şebekesi ve 400 bin metre su boru hattı kullanılamaz hale getirildi.
-
Konut: Yaklaşık 106 bin 400 konut tamamen yıkıldı.
Ateşkes anlaşması deliniyor
10 Ekim’de yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasına göre günlük 600 tır yardımın girmesi gerekirken, İsrail’in bu kuralı sistematik olarak ihlal ettiği vurgulanıyor. Ailelerin iki ayda bir ancak 8 kilogram mutfak gazı alabildiği, halkın yemek pişirmek için maliyetli ve tehlikeli alternatiflere yöneldiği bildiriliyor. Yetkililer, anlaşmanın denetlenmesinden sorumlu “Barış Meclisi”ne ve uluslararası topluma acil müdahale çağrısında bulundu.
