İran'ın son on yıldır Batı yaptırımlarına ve askeri tehditlerine karşı en büyük kalkanı olarak gördüğü "Doğu'ya Bakış" stratejisi, 28 Şubat 2026'da başlayan ABD-İsrail ortak operasyonuyla en ağır stres testinden geçiyor. Foreign Policy dergisinde yayımlanan analize göre, İranlı karar alıcılar, Rusya ve Çin'in sağladığı stratejik ortaklığın bir "savunma garantisi" olmadığını çok sert bir bedel ödeyerek fark ediyor. İç siyasette, bu ittifakın sadece "iyi günlerde" çalıştığına dair sesler giderek yükseliyor.

İran'ın Beklentileri ve Sahadaki Gerçekler:

Stratejik Hedef / Beklenti Rusya ve Çin'in Reaksiyonu Tahran'a Etkisi
Karşılıklı Savunma Paktı Sadece "stratejik işbirliği" seviyesinde tutuldu. ABD saldırısına karşı askeri garanti alınamadı.
Gelişmiş Hava Savunması Su-35 ve S-400 teslimatları askıya alındı. İsrail uçaklarına karşı hava sahası zayıf kaldı.
Kriz Anında Askeri Destek Yalnızca diplomatik kınama ve sözlü itidal çağrısı. İran ordusu sahada tamamen yalnız bırakıldı.
ABD'ye Karşı Küresel Kalkan "Hesaplanmış mesafe" ve ticari pragmatizm. Pekin ve Moskova, Washington ile çatışmadan kaçındı.

Moskova'dan Gelen Soğuk Duş: "Biz Müttefik Değiliz"

Analist Alex Vatanka, Rusya'nın İran'ı yüzüstü bırakmasının sürpriz olmadığını, sinyallerin aylar öncesinden verildiğini belirtiyor. 2025 ilkbaharında Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Andrey Rudenko, iki ülke arasındaki anlaşmanın bir "ortak savunma anlaşması olmadığını" açıkça beyan etmişti. Bu durum, Rusya'nın İran'a yönelik bir Amerikan saldırısında askeri yardımda bulunmak gibi bir yükümlülüğü reddettiği anlamına geliyordu. Üstelik Rusya'nın, İran'ın acil ihtiyaç duyduğu Su-35 savaş uçakları ve S-400 sistemlerini Hindistan'a tedarik ederken Tahran'a vermemesi, İran siyasi elitleri arasında derin bir şok ve hayal kırıklığı yarattı.

Pekin ve Moskova'nın "Hesaplanmış Mesafesi"

Vatanka'nın analizine göre, Haziran 2025'teki 12 günlük savaşta olduğu gibi bugünkü devasa operasyonda da Rusya, İran'a askeri yardım sunmaktan özenle kaçınıyor. Moskova, İsrail ve ABD ile kendi küresel çıkarlarını zedeleyecek doğrudan bir sürtüşmeye girmek yerine "sözlü kınamalarla" yetiniyor. Benzer bir yaklaşım Çin için de geçerli. Pekin, İran petrolünü ucuz fiyattan alarak ekonomik işbirliğini sürdürüyor ancak Tahran adına Washington ile askeri veya sert bir diplomatik cepheleşmeye girmeyi kesinlikle reddediyor.

Sonuç olarak uzmanlar, mevcut krizin İran'ı tarihi bir yol ayrımına getirdiğini; Tahran'ın, koruma sağlamayan bu dışa bağımlı ittifak yapısını kökten yeniden değerlendirmek zorunda kalacağını vurguluyor.

Hamaney öldürüldü, Trump'tan 'rejimi yıkın' çağrısı
Hamaney öldürüldü, Trump'tan 'rejimi yıkın' çağrısı
İçeriği Görüntüle

Islamist Agenda