ABD Başkanı Donald Trump, İran ile diplomatik çözüm yollarını aramak üzere özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner’in salı günü Pakistan’ın başkenti İslamabad’a gideceğini duyurdu. Bölgedeki askeri gerilimin tırmandığı bir dönemde gelen bu açıklama, Washington’ın Tahran’a yönelik “son teklif” paketini masaya koymaya hazırlandığı şeklinde yorumlanıyor.
Washington’dan hem zeytin dalı hem tehdit
Müzakere sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Trump, İran’a “adil ve kabul edilebilir” bir teklif sunacaklarını belirtti. Ancak diplomatik dilin yanı sıra sert uyarılarda da bulunan Trump, teklifin reddedilmesi durumunda İran’ın enerji tesislerinin hedef alınabileceği imasında bulundu. Washington yönetimi bir yandan diplomasi trafiğini hızlandırırken, diğer yandan Hürmüz Boğazı çevresindeki askeri varlığını uçak gemileri ve mayın temizleme kapasitesine sahip muhriplerle tahkim etmeyi sürdürüyor.
Tahran’dan “tetikteyiz” mesajı
ABD’nin hamlelerine karşılık Tahran cephesinden askeri caydırıcılık mesajları yükseliyor. İran Devrim Muhafızları Ordusu, yeni nesil füze ve insansız hava araçlarının operasyonel hazır olduğunu duyururken; ülke yönetimi, müzakereye açık olduklarını ancak dışarıdan dayatılacak şartları kabul etmeyeceklerini vurguluyor. Özellikle Hürmüz Boğazı’nın statüsü konusundaki gerginlik, iki ülke arasındaki en hassas başlık olarak masada duruyor.
Bölgesel aktörler süreci yakından izliyor
İslamabad’daki görüşmeler sadece iki ülkeyi değil, tüm bölge siyasetini yakından ilgilendiriyor. Pakistan, ev sahibi olarak arabuluculuk rolünü üstlenirken; İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun da Lübnan sınırı ve bölgedeki genel güvenlik durumu çerçevesinde müzakere sonuçlarını mercek altına aldığı belirtiliyor. Diplomatik kaynaklar, bu turun bölgedeki geniş çaplı bir çatışmanın önlenmesi ya da gerilimin yeni bir safhaya geçmesi açısından belirleyici olacağını ifade ediyor.
