Kudüs’ün güneyindeki Silvan beldesi, bir kez daha zorunlu bir yıkım operasyonuna sahne oldu. İşgal güçlerinin baskısı altında kalan Filistinli Eşref Berkan, Mescid-i Aksa’nın güneyinde bulunan “Bir Eyyub” mahallesindeki 60 metrekarelik evini, ağır para cezalarından kaçınmak amacıyla kendi elleriyle yıkmak zorunda kaldı.
“Kendi yıkmazsan bedelini ödersin” baskısı
Berkan ailesi, İsrail makamları tarafından “ruhsatsız yapı” gerekçesiyle evleri hakkında yıkım kararı verilmesinin ardından büyük bir mağduriyet yaşadı. İşgal yönetimi, Berkan’a iki seçenek sundu: Ya evini kendisi yıkacak ya da belediye ekiplerinin yıkım yapmasını bekleyip hem yıkım masraflarını hem de ağır para cezalarını ödeyecek.
Berkan, binlerce dolara varan ek masraflardan kurtulmak adına, üç kişilik ailesinin yaşadığı evi kendi elleriyle yerle bir etmek zorunda bırakıldı. Bu yöntem, İsrail’in Kudüs’teki mülk yıkımlarında sıkça başvurduğu “kendi kendini yıkmaya zorlama” politikasının bir yansıması olarak görülüyor.
Silvan: Kudüs’te sistematik mülksüzleştirme
Silvan beldesi, Mescid-i Aksa’nın güneyine olan yakınlığı ve stratejik konumu nedeniyle İsrail’in yıkım ve yerleşim politikalarının ana hedeflerinden biri durumunda. Bölgedeki Filistinli mülk sahipleri, ruhsat almanın neredeyse imkansız hale getirildiği bir sistemle karşı karşıya.
Zorunlu yıkımın etkileri:
- Psikolojik baskı: Ev sahipleri, hem evlerini kaybetmenin acısını yaşarken hem de kendi elleriyle yıkım yapmaya zorlanarak ağır bir travmaya maruz bırakılıyor.
- Ekonomik cezalandırma: Yıkım masraflarının kişiye ödetilmesi, Filistinli aileleri ekonomik olarak da çökertmeyi hedefliyor.
- Demografik değişim: Bu tür operasyonlar, Kudüs’teki Filistinli varlığını azaltma ve bölgenin çehresini değiştirme stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
İnsan hakları örgütleri, İsrail’in bu uygulamalarının uluslararası hukuk ilkelerine aykırı olduğunu belirtse de, Kudüs genelinde benzer yıkım senaryoları neredeyse her gün yaşanmaya devam ediyor.
