Filistin Ulusal Kurtuluş Hareketi Feth’in perşembe günü yapılması planlanan 8. Kongresi öncesinde, hareketin kıdemli isimlerinden sert eleştiriler geldi. Üst düzey yetkililer, kongrenin tarihi bir özeleştiri platformu olmak yerine, sadece koltuk mücadelesinin yaşandığı bir alana dönüşmesinden endişe ediyor.
Son günlerde Feth içerisindeki önemli şahsiyetler ve harekete yakın yazarlar, kongre sürecine dair ciddi uyarılarda bulundu. Eleştirilerin odağında, siyasi ve kurumsal program tartışmalarının eksikliği ile “bilinçsiz bir adaylık yarışı” yer alıyor.
Örgütsel bilinçte eksen kayması
Feth liderlerinden Samir Duabişe, mevcut krizin sadece şahıslarla ilgili olmadığını, örgüt bilincindeki bozulmadan kaynaklandığını savundu. Adaylık sürecinin siyasi tartışmalardan kopuk ilerlediğine dikkat çeken Duabişe, bazı kadroların adaylıklarını sosyal medya üzerinden “seçim yarışı” havasında duyurmasını eleştirdi.
Duabişe, Feth bünyesindeki görevlerin birer “unvan” değil, “sorumluluk” olduğunu hatırlatarak, geçmişte başarısız olmuş isimlerin ve politikaların kongre aracılığıyla yeniden üretilmemesi gerektiğinin altını çizdi.
“Koltuk değil ulusal proje hareketi”
Bir diğer önemli isim Sari es-Sadi ise başarının ulusal eylemler yerine karar merkezlerine yakınlıkla ölçülür hale geldiğini belirtti. Örgütsel hesap verebilirlik mekanizmalarının işlemediğini vurgulayan Sadi, “Feth, koltukların değil, ulusal projenin hareketidir” ifadelerini kullandı. Sadi, adayların kişisel nüfuzlarını büyütmek yerine sorumluluğun ağırlığını sorgulamaları gerektiğini ekledi.
Devrimci ruhtan teknokratik yönetime geçiş
Nablus’taki Asker Kampı Hizmet Komitesi Başkanı Macid Ebu Keşk, hareketin kimlik ve işlev krizine girdiğini savundu. Ebu Keşk’e göre Feth, siyasi gerçekliği değiştirme amacı güden “direnişçi” kimliğinden, mevcut statükoyu korumaya çalışan “yönetici” mantığına evrildi.
İşgal altındaki bir bölgede devlet gibi hareket etmenin, devrimci kadroların yerine bürokratik elitlerin yükselmesine neden olduğunu belirten Ebu Keşk, çözümün makamların rotasyonunda değil, kurtuluş projesinin yeniden tanımlanmasında olduğunu vurguladı.
Entelektüel boşluk ve “akışkan kültür” uyarısı
Harekete yakın yazar İmad el-Asfar ise kongre sürecinde sanatçı, yazar ve aydınların dışlanmasına dikkat çekti. Kültürün artık siyasi partilerin merkezinde yer almadığını belirten Asfar, derin fikri birikimin yerini “akışkan” ve yüzeysel bir kültüre bıraktığı uyarısında bulundu. Asfar, direnişin sadece mermiyle değil, şarkılar ve romanlarla örülen toplumsal bilinçle başarıya ulaşabileceğini ifade etti.
