Sol eğilimli görüşleri ve “Barış Şimdi” hareketindeki kurucu rolüyle tanınan tecrübeli gazeteci Ran Edelist, “İsrail hiçbir zaman bağımsız bir devlet olmadı” diyerek çarpıcı bir analiz sundu. 1948 savaşından bu yana İsrail’in kendi kararlarını alan bir yapıdan ziyade, hayatta kalmak için her zaman bir dış hamici arayan bir aktör olduğunu savunan Edelist, bu durumun Ben Gurion döneminden Netanyahu’ya kadar değişmeyen bir kader olduğunu ileri sürdü.
Netanyahu’nun “tavizi” ve Trump’ın emirleri
Edelist, güncel siyasi tabloda ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail üzerindeki etkisinin “daha doğrudan ve açık” hale geldiğini belirtti. Başbakan Binyamin Netanyahu’nun Washington’dan gelen direktiflere boyun eğmesini “küçük düşürücü bir teslimiyet” olarak niteleyen yazar, İsrail’in askeri gücünün bölgedeki en yüksek seviyede olmasına rağmen, siyasi iradenin tamamen dışa bağımlı hale geldiğini vurguladı.
Lübnan dosyasında “propaganda” uyarısı
Lübnan ile yürütülen süreçlerin ve “tarihi barış” söylemlerinin birer propaganda ürünü olduğunu savunan Edelist, sahada yaşananların sadece Trump’ın emirlerinden ibaret olduğunu iddia etti. Yazar, gerçek bir çözümün ancak 1967 sınırlarına çekilmekle mümkün olabileceğini belirterek, askeri baskı ve işgalin devam etmesinin Hizbullah’ı zayıflatmadığını, aksine örgütün bölge halkı nezdinde “koruyucu” kimliğini güçlendirdiğini ifade etti.
Güç var, vizyon yok
Makalenin sonuç bölümünde Edelist, İsrail’in temel krizinin askeri güç eksikliği değil, bağımsız karar alma yetisi ve siyasi vizyon yoksunluğu olduğunu dile getirdi. Netanyahu hükümetinin savaşı uzatmak için korku ve propagandayı kullandığını belirten yazar, bu sürecin İsrail’i hem siyasi hem de ahlaki bir çıkmaza sürüklediği uyarısında bulundu.
