Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarındaki Deyr Cerir köyünde yaşanan son olaylar, İsrail ordusu ile silahlı yerleşimciler arasındaki iş birliğinin ulaştığı boyutları deşifre etti. Bölgede “görev değişimi” yöntemiyle işlenen suçlar, yerleşimcilerin askeri zırh altına alınarak yargıdan kaçırılmasını hedefliyor.
Resmî anlatı ve gerçekler
11 Nisan 2026 tarihinde Deyr Cerir girişinde öldürülen Ali Hamadne davası, bu politikanın en somut örneği oldu. İsrail ordusu yaptığı resmî açıklamada, ateş açan kişinin taşlı saldırıya uğrayan bir “yedek asker” olduğunu iddia etti. Ancak görgü tanıkları ve bölge sakinleri, olay anında askeri bir birliğin orada bulunmadığını, saldırının oburca silahlanmış bir grup yerleşimci tarafından gerçekleştirildiğini ve kurbanın sivil bir araçla hastaneye taşındığını belgelerle ortaya koydu.
Psikolojik baskı ve kimlik tahrifatı
Hamadne ailesi, cinayetin ardından sadece fiziksel saldırılara değil, ağır bir psikolojik baskıya da maruz kaldıklarını belirtiyor. Şehit evinin çevresinde yüksek sesli müzikler çalarak yas sürecini sabote eden ordu güçlerinin yanı sıra, İsrail istihbaratının aileyi telefonla arayarak “katilin bir sivil değil, asker olduğu” yönünde ikna etmeye çalıştığı bildirildi. Bu yöntemle, yerleşimci cinayetlerinin “güvenlik operasyonu” statüsüne sokulması amaçlanıyor.
Çift kimlikli milisler
İsrailli insan hakları kuruluşu B’Tselem’in Sözcüsü Kerim Cibran, bu belirsizliğin bilinçli bir strateji olduğunu vurguladı. Yerleşim birimlerinde yaşayanların çoğunun aynı zamanda yedek asker olması, onlara sivil şiddetini askeri dokunulmazlıkla birleştirme imkanı tanıyor. Cibran’a göre, ordu tarafından yapılan “görevden uzaklaştırma” gibi açıklamalar sadece kamuoyunu yatıştırmaya yönelik göstermelik adımlar olmaktan öteye geçmiyor.
İsrail Enerji Bakanı Eli Kohen’in “Batı Şeria’da ilhakı fiilen uyguluyoruz” yönündeki son açıklamaları, bu saldırıların bireysel olaylar değil, devlet destekli bir genişleme politikasının parçası olduğunu teyit ediyor. Mart 2026 verilerine göre, bölgede yerleşimciler ve ordu tarafından gerçekleştirilen toplam 1819 saldırı, uluslararası toplumun tepkilerine rağmen demografik yapıyı değiştirme çabalarının sürdüğünü gösteriyor.
