Dünya siyaseti, Beyaz Saray’ın “tek taraflı güç” doktrini ile Vatikan’ın “küresel ahlaki vicdan” çıkışının kafa kafaya geldiği tarihi bir dönemeçten geçiyor. ABD Başkanı Donald Trump ile 2025 yılında seçilen ilk Amerikalı Papa olan 14. Leo (Robert Francis Prevost) arasındaki söz düellosu, Orta Çağ’daki kilise-devlet çekişmelerini anımsatan derin bir diplomatik krize dönüştü.
“Kanlı eller” ve “medeniyet imhası” tartışması
Gerilimin fitili, Trump yönetiminin İran ve Venezüella’ya yönelik sert askeri retoriğiyle ateşlendi. Trump’ın İran’a yönelik “medeniyet imhası” tehdidi içeren açıklamalarına, Papa 14. Leo’nun İncil’den alıntı yaparak “elleri kanlı liderlerin dualarının kabul olmayacağı” yönündeki cevabı, taraflar arasındaki köprüleri tamamen attı. Trump, Papa’yı “İran’ın nükleer silahlanmasına göz yummakla” suçlarken, Vatikan ise Washington’u diyaloğun yerine “kaba kuvveti” koymakla eleştiriyor.
Kapalı kapılar ardında “Avignon” tehdidi
Basına sızan raporlara göre, Pentagon yetkilileri ile Vatikan elçileri arasındaki gizli görüşmelerde gerilim daha da tırmandı. ABD’li yetkililerin, kilisenin bağımsızlığının askıya alındığı tarihi “Avignon Papalığı” dönemine atıfta bulunarak Vatikan’ı uyardığı iddia ediliyor. Bu durum, Beyaz Saray’ın sadece diplomatik değil, kilisenin kurumsal özerkliğine yönelik de baskı kurabileceği şeklinde yorumlanıyor.
İç politikada kalsik ittifakın çatlaması
Bu kriz, ABD içindeki kilit seçmen grubu olan Katolikler arasında da bölünmeye yol açtı. 2024 seçimlerinde Trump’a güçlü destek veren muhafazakar Katolik seçmenlerin bir kısmının, Papa’ya yönelik saldırgan üsluptan rahatsız olduğu gözlemleniyor. Anket verileri, özellikle Pennsylvania ve Ohio gibi kritik eyaletlerde Katolik seçmen desteğinin gerilemeye başladığını gösteriyor. Cumhuriyetçi Partili birçok Katolik milletvekili, Trump’ı Papa’dan özür dilemeye ve “Kutsal Makam” ile ilişkileri onarmaya çağırıyor.
Avrupa’nın tavrı: Vatikan’ın yanında
Trump’ın bu tutumu, Avrupa başkentlerinde de tepkiyle karşılanıyor. İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron gibi isimler, Papa’nın barış çağrılarına destek vererek Washington’un üslubunu eleştirdi. Bu durum, transatlantik ilişkilerde zaten var olan görüş ayrılıklarını daha da derinleştirerek, dini ve ahlaki değerler üzerinden yeni bir cepheleşme yaratıyor.
