Orta Doğu’yu sarsan krizlerin durdurulması için yürütülen diplomatik çabalar, son günlerde Ankara ve Madrid hattında yoğunlaştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile İspanya Başbakanı Pedro Sanchez arasında gerçekleşen telefon görüşmesi, sadece iki liderin diyaloğunu değil, aynı zamanda Akdeniz havzasındaki ortak vizyonu da ortaya koydu. Bölgede kalıcı ateşkes için Pakistan’dan Katar’a, İngiltere’den Suudi Arabistan’a kadar uzanan geniş çaplı diplomasi ağına rağmen, İsrail’in Lübnan’a yönelik son saldırıları barış umutlarına adeta darbe vurdu.
Dörtlü yapıya İspanya formülü
Hâlihazırda Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan ve Mısır arasında filizlenen dörtlü ittifak yapısının, İspanya’nın katılımıyla daha geniş bir tabana yayılması hedefleniyor. İsrail’in “Sünni Hilali” veya “İslam NATO’su” gibi kavramlarla yaftalamaya çalıştığı bu birlikteliğin, İspanya gibi Avrupa’nın vicdanlı sesini de içine alarak “Akdeniz İttifakı”na dönüştürülmesi öneriliyor. Bu hamle, ittifakı salt askeri bir yapıdan çıkarıp kültürel ve siyasi bir derinliğe kavuşturabilir.
Akdeniz: Ortak medeniyetin merkezi
Ünlü tarihçi Fernand Braudel’in de vurguladığı gibi, Doğu ve Batı ülkeleri aslında ortak bir Akdeniz medeniyetinin parçalarıdır. Bugün Türkiye’den Fransa’ya, Lübnan’dan İspanya’ya kadar uzanan bu coğrafya, siyasi çözümler konusunda benzer pozisyonlar almaya başladı:
-
Siyasi Birlik: ABD ve İran arasındaki ateşkes sürecinde İslam ülkelerinin sergilediği kararlılık, siyasi koordinasyonun gücünü kanıtladı.
-
Barış Çabaları: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ifadesiyle, ateşkes çabalarının “yakılmasına” müsaade edilmemesi için bölgesel aktörlerin inisiyatif alması şart.
Yeni çekim merkezi: Akdeniz Havzası
Dünyanın en zengin medeniyetlerine ev sahipliği yapan Akdeniz, enerji kaynaklarından jeopolitik konuma kadar stratejik önemini koruyor. Bölge ülkelerinin savunma sanayiinden ekonomiye, teknolojiden finansa kadar güç birliği yapması, küresel sistemin dönüştüğü bu dönemde devasa bir güç oluşturacaktır. Gelecek nesillerin barış içinde yaşaması için “Akdeniz İttifakı”, krizlerin yıktığı dünyada yeni bir inşa süreci başlatabilir.
