İran ile yaşanan askeri çatışma altıncı haftasına girerken, Washington’da savaşın cephesi sadece Ortadoğu ile sınırlı kalmadı; Amerikan siyasetinin kalbine sıçradı. New York Times ve Newsweek gibi önde gelen yayın organlarının raporlarına göre, bu savaş ABD içerisinde ciddi bir karar alma, meşruiyet ve anayasa krizini tetikledi.
Partiler Arası Keskin Kutuplaşma
Demokratlar, bu savaşı “tercihli bir savaş” olarak nitelendirerek, yönetimin belirli bir hedefi veya çıkış stratejisi olmadığını savunuyor. Trump’ın seçim dönemindeki “çatışmalardan uzak durma” vaadine ihanet ettiğini öne süren muhalefet, kamuoyu yoklamalarındaki artan savaş karşıtlığına dikkat çekiyor. Cumhuriyetçilerin büyük çoğunluğu ise İran’ın doğrudan bir tehdit olduğunu ve “caydırıcılık” için bu operasyonun zorunlu olduğunu savunmaya devam ediyor.
Trump’ın Görevden Alınması Tartışılıyor
Newsweek’in haberine göre, Trump’ın sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı sert ve tehditkar paylaşımlar, muhalif çevrelerde “Anayasa’nın 25. Maddesi”nin işletilmesi çağrılarına yol açtı.
Not: 25. Madde, bir başkanın görevini yerine getiremeyecek durumda (fiziksel veya zihinsel yetersizlik) olması halinde görevden alınmasını öngörüyor.
Her ne kadar Başkan Yardımcısı JD Vance (Cey Di Vans) veya kabine üyelerinin bu yönde bir adım atacağına dair bir işaret olmasa da, bu konunun kamuoyunda tartışılması bile Washington’daki kutuplaşmanın ulaştığı tehlikeli boyutu gösteriyor.
Kongre’nin Savaş Yetkisi ve Zaman Sınırı
Cumhuriyetçi milletvekili Mike Lawler (Mayk Lolır), operasyonun “etkileyici” olduğunu kabul etse de, savaşın 60 ila 90 günden fazla sürmesi durumunda Kongre’nin müdahalesinin kaçınılmaz olacağını ifade etti. “Savaş Yetkileri Yasası”na dayandırılan bu görüş, Beyaz Saray’ın sınırsız bir hareket alanına sahip olmadığını hatırlatıyor.
Sonuç olarak, İran’daki savaş sadece askeri bir operasyon olmaktan çıkıp; ABD’de başkanlık makamının sınırlarının ve Trump’ın siyasi geleceğinin tartışıldığı bir iç kriz haline gelmiş durumda. Uzmanlar, operasyonların nükleer tesislere veya kara müdahalesine doğru genişlemesi halinde, Washington’daki bu siyasi depremin çok daha şiddetli hissedileceği uyarısında bulunuyor.
