Gazze Şehri’nin batısında, İsrail savaş gemileri, topçuları ve hava saldırılarıyla harabeye çevrilmiş mahallelerde insanlık dramı her geçen gün derinleşiyor. Bölgede çadır ve sığınma merkezi eksikliği nedeniyle yüzlerce aile, duvarları çatlamış ve taşıyıcı kolonları zarar görmüş “ölüm evlerine” sığınmış durumda. 13 Nisan 2026 itibarıyla paylaşılan görüntülerde, vatandaşların devasa enkaz yığınları arasında, başlarını sokacak bir yer bulabilmek adına hayatlarını hiçe saydıkları görülüyor. Savaştan yaralı kurtulan bir Gazzeli, her sabah ekmek, su ve odun bulabilmek için kilometrelerce yol katetmek zorunda kaldıklarını belirterek, yaşadıkları bu sefaletten kurtulmak için İslam dünyasından acil yardım beklediklerini ifade ediyor.
Sadece çökme riski değil, aynı zamanda sağlıksız koşullar da aileleri tehdit ediyor. Harabelerde yaşayan kadınlar, evlerin içine dolan böcek ve farelerin gıda stoklarına zarar verdiğini, uyurken üzerlerine moloz ve toz döküldüğünü anlatıyor. İş imkanlarının tamamen yok olduğu, gıda fiyatlarının ise fahiş seviyelere ulaştığı Gazze’de, ulaştırılan yardımların yetersizliği açlık krizini tetikliyor. Filistin Sağlık Bakanlığı verilerine göre, iki yıldır süren saldırılarda 72 binin üzerinde insan hayatını kaybederken, sivil altyapının %90’ı kullanılamaz hale geldi. Birleşmiş Milletler, şehrin yeniden inşası için yaklaşık 70 milyar dolarlık bir maliyet öngörüyor.
İsrail hükümetinin 10 Ekim’de yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasına rağmen bölgedeki yıkım faaliyetlerini durdurmadığı belirtiliyor. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz’ın, ateşkesin başından bu yana Gazze’de 2 bin 500 binanın imha edilmesiyle övünmesi ve askerlerini tebrik etmesi, uluslararası hukukun hiçe sayıldığı eleştirilerini de beraberinde getiriyor. Filistinli aileler, kalıcı bir ateşkes ve insani yardımların engelsiz geçişi sağlanmadığı sürece, sığındıkları yıkıntıların her an birer toplu mezara dönüşebileceği korkusuyla yaşıyor.
