Ürdün Vadisi'nde göçebelik bitiyor: Sürüler yok olma eşiğinde
İslam Dünyası

Ürdün Vadisi’nde göçebelik bitiyor: Sürüler yok olma eşiğinde

Filistin’in kuzeyindeki Ürdün Vadisi, tarihsel olarak yüzlerce bedevi aile ve çiftçi için hayvancılığın kalbi konumundaydı. Ancak son yıllarda artan kısıtlamalar, su kaynaklarına erişim engelleri ve yerleşimci saldırıları, bu kadim yaşam biçimini bir “hayatta kalma mücadelesine” dönüştürdü. Bölge sakinleri, karşı karşıya oldukları durumun sadece ekonomik bir kriz değil, toprağa bağlı varoluşlarına yönelik sistemli bir tehdit olduğunu vurguluyor.

“Meralarımız kapatıldı, sürüler küçüldü”

Bölgedeki çobanlar, geçmişte özgürce kullandıkları meraların artık ulaşılmaz hale geldiğini belirtiyor. Malah bölgesinden çoban Fadi Derağme, yaşadıkları zorluğu şöyle özetliyor: “Eskiden sürülerimizi geniş alanlarda otlatabilirdik; bugün ise sürekli engellerle karşılaşıyoruz. Meralara ulaşamayınca hayvan sayısını azaltmak veya bu mesleği tamamen bırakmak zorunda kalıyoruz.”

Farisiyye köyünden çiftçi Hamade Savafte ise eklenen maliyet yüküne dikkat çekiyor: “Doğal su ve meralar elimizden alınınca, çok yüksek fiyatlarla yem almak zorunda bırakılıyoruz. Bu durum, sürdürülebilir bir tarım ve hayvancılığı imkansız kılıyor.”

Sistemli bir “yok etme” stratejisi mi?

Hak savunucuları ve uzmanlar, yaşananların tesadüfi olmadığını savunuyor. İnsan hakları aktivisti Arif Derağme, Ürdün Vadisi’ndeki durumu “sistemli bir baskı ve yerleşim projesi” olarak tanımlıyor:

  • Coğrafi Müdahale: Meraların daraltılması ve su kaynaklarına erişimin kesilmesiyle, Filistinli topluluklar yavaş ve sessiz bir “zorunlu göçe” zorlanıyor.
  • Demografik Değişim: Bölgedeki hayvancılık faaliyetlerinin bitirilmesi, buradaki Filistin varlığının temel dayanağını ortadan kaldırarak İsrail’in yerleşim yerlerini genişletmesine zemin hazırlıyor.

Rakamlarla artan baskı

“El-Beydar” Bedevileri Savunma Örgütü’nün verileri, tehdidin boyutunu gözler önüne seriyor. Örgüt, yalnızca geçtiğimiz Nisan ayında Batı Şeria’daki bedevi topluluklarına ve köylerine yönelik 690 ayrı ihlal kaydedildiğini açıkladı. Bu ihlaller; topraklara el konulmasından su kaynaklarının kirletilmesine ve doğrudan saldırılara kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor.

Kırdile bölgesinden genç üretici Said Ebu Arra’nın ifadesiyle, bölgedeki genç nesil bu belirsizlik ve tehlike ortamı nedeniyle hayvancılıktan uzaklaşıyor. Ürdün Vadisi’ndeki göçebe kültür, bugün hem ekonomik hem de stratejik bir kuşatma altında, bölgenin geleceğini tehdit eden ciddi bir kırılma noktasına ulaşmış durumda.