Şeyh Şule Kalesi: Nablus'ta tahrif ve yok olma tehdidiyle karşı karşıya olan tarihi bir miras
İslam Dünyası

Şeyh Şule Kalesi: Nablus’ta tahrif ve yok olma tehdidiyle karşı karşıya olan tarihi bir miras

Batı Şeria’nın kuzeyindeki stratejik dağ tepelerinden birinde yükselen Şeyh Şule Kalesi (Şeyh Meşale Kalesi), Nablus kentinin kuzeybatısındaki En-Nakura köyünde binlerce yıllık medeniyetlerin izini taşıyan canlı bir abide olarak ayakta duruyor. Dinlerin, orduların ve farklı kültürlerin geçiş güzergahında bulunan bu tarihi kale, bugün bir yandan fiziki bakımsızlık ve ihmalle, diğer yandan da İsrail yönetimi ile radikal Yahudi yerleşimcilerin tarihi gerçekleri çarpıtarak bölgenin Filistin ve İslam kimliğini silme girişimleriyle karşı karşıya.

3 bin yıllık köklü bir tarih ve medeniyetler geçidi

Arkeoloji ve tarih uzmanları, kaledeki mimari doku ve yüzey araştırmalarının, buradaki yerleşim geçmişinin yaklaşık 3 bin yıl öncesine dayandığını gösteriyor. Kale, adeta çağlar arası geçişi belgeleyen açık hava müzesi niteliğinde:

  • Roma Dönemi: Kalenin en eski katmanları bu döneme ait. Dağ zirvesinin savunma avantajından yararlanılarak inşa edilen devasa taş duvarlar ve askeri temeller, yapının garnizon geçmişini ortaya koyuyor. Kalenin içindeki su kuyuları ve yakınındaki Harun Pınarı, buradaki askeri yaşamın sürekliliğini sağlamış.
  • Bizans Dönemi: Bu çağda kale köklü bir mimari dönüşüm geçirerek kiliseye çevrilmiş ve genişletilmiş. Bugün hala izleri görülebilen mozaik tabanlar ve Grekçe (Yunan dili) kitabeler, mekanın o dönemki dini karakterini belgeliyor.
  • İslam ve Memlük Dönemi: İslam hakimiyetiyle birlikte yapı yeniden askeri kimliğine bürünmüş. Özellikle Memlükler döneminde, bölgedeki savunma ağının en kritik ileri gözetleme karakollarından biri haline gelmiş.

İsimdeki sır: Dağların ışıklı haberleşme ağı

Kalenin “Şeyh Şule” (Meşale) olarak adlandırılmasının arkasında, üstlendiği tarihi askeri görev yatıyor. Memlükler döneminde dağ tepeleri arasında kurulan ışıklı haberleşme sisteminde bu kale merkez üslerden biriydi. Yakılan meşaleler vasıtasıyla Nablus ve çevresindeki diğer yüksek kale ve gözetleme kuleleriyle görsel temas kuruluyor, askeri mesajlar ve acil durum uyarıları hızla iletiliyordu. Bu stratejik konum, kaleyi hemen yakınındaki tarihi Sebastiya (Samarya) antik kenti için de hayati bir koruma kalkanı haline getirmişti.

Kurtarma çalışmaları ve hırpalanan turizm potansiyeli

Kalenin zamana direnebilmesi adına 2018 yılında acil bir kurtarma ve restorasyon çalışması yürütüldü. Yıkılma tehlikesi altındaki taşıyıcı duvarlar desteklenerek mimari unsurlar koruma altına alındı. Filistin Turizm ve Tarihi Eserler Bakanlığı ile En-Nakura Köy Meclisi’nin ortaklaşa yürüttüğü bu planın nihai hedefi; kaleyi bir arkeoloji parkına dönüştürmek ve Nablus-Sebastiya turizm rotasına entegre ederek Filistin’in kültürel mirasını canlandırmaktı. Ancak bölgedeki güvenlik sorunları bu projelerin tam anlamıyla hayata geçmesini zorlaştırıyor.

Uydurma rivayetlerle Yahudileştirme ve işgal tehdidi

En-Nakura Köy Meclisi yetkilileri, Batı Şeria’da dağ tepelerinde ve yüksek zirvelerde yer alan Filistin kaleleri ile tarihi türbelerin, stratejik konumları nedeniyle son yıllarda İsrail’in ve yerleşimcilerin birincil hedefi haline geldiği uyarısında bulunuyor. Radikal yerleşimci grupların özellikle gece saatlerinde kale çevresinde baskınlar ve provokatif eylemler düzenlediği bildiriliyor.

Daha da tehlikelisi, İsrail işgal mekanizmasının hiçbir arkeolojik ya da tarihi kanıta dayanmayan uydurma dini rivayetler üreterek kaleye yeni isimler vermeye çalışması. Uzmanlar, bu sahte anlatıların kaleye el koymak ve bölgedeki Filistin-İslam varlığını tamamen unutturmak için yasal ve dini bir kılıf olarak kullanıldığını vurguluyor. Yerel idareciler ve halk, Şeyh Şule Kalesi’ni korumanın sadece tarihi bir binayı savunmak değil, aynı zamanda Filistin’in varoluşsal kimliğini korumak anlamına geldiğini belirterek uluslararası kültür örgütlerine somut koruma çağrısı yapıyor.