Sol görüşlü İsrailli yazar Gidon Levi, Haaretz gazetesinde kaleme aldığı makalesinde, İran operasyonuyla birlikte İsrail toplumunun içine düştüğü ruh halini "toplu cinnet" olarak tanımladı. Levi’ye göre, sokaktaki tartışmalarda akıl ve mantık sesleri tamamen kısılmış durumda. Savaşın bir güvenlik gerekliliğinden ziyade bir "lütuf" gibi sunulduğunu belirten yazar, her bombardıman dalgasının halk arasında büyük bir coşkuyla karşılanmasını eleştirdi. Bu durumu, İsrail’in geçmişteki zafer sarhoşluklarına, özellikle de 1967 Savaşı atmosferine benzetti.
Medya ve "Uzman" Enflasyonu
Levi, medyadaki yozlaşmaya dikkat çekerek, gerçek askeri ve siyasi analizlerin yerini sloganların aldığını savundu.
-
Sığlık: Televizyonlardaki "uzmanların" aslında konunun ehli olmadığını, spor yıldızlarının veya ilgisiz isimlerin strateji belirlediğini ifade etti.
-
Kör Sadakat: Savaşın maliyeti veya olası başarısızlık senaryoları hakkında soru soranların "ulusal uzlaşıya ihanetle" suçlandığı bir iklimin oluştuğunu vurguladı.
-
Tebliğci Gazetecilik: Ciddi haberciliğin yerini, ordunun başarısını her an kutlayan bir halkla ilişkiler faaliyetinin aldığını belirtti.
"Suikast Sarhoşluğu" ve Ahlaki Pusula
Yazarın en sert eleştirisi, İsrail’in düzenlediği suikastların toplumda yarattığı "haz" duygusuna oldu. Suikast haberlerinin televizyonlarda birer şölen havasında verilmesini ahlaki bir çöküş olarak gören Levi, savaşın henüz sonuçları belli olmadan "silah ihracatının artacağı" veya "yeni ekonomik ufukların açılacağı" gibi argümanlarla pazarlanmasına tepki gösterdi.
Dışarıdaki Gerçek vs. İçerideki Gürültü
Levi, İsrail kamuoyunun önemsiz olayları (bir muhabirin yanından geçen bir protestocu gibi) "ulusal skandal" olarak büyütürken, sınırın ötesindeki gerçek yıkımı ve stratejik riskleri görmezden geldiğini ifade etti. Gerçek tartışmaların sadece yabancı platformlarda yapıldığını, İsrail içinde ise sadece "Ne oluyor?", "Neden?" ve "Nereye gidiyoruz?" gibi temel soruların sorulmadığı boş bir gürültünün hakim olduğunu yazdı.
Makalesini karamsar bir uyarıyla bitiren Levi, Trump’ın ruhani danışmanı Paula White-Cain gibi isimlerin savaşı "kutsal bir zafer" olarak okumasının İsrail içine de sirayet edebileceğini ve bu "kutsal savaş" retoriğinin toplumsal cinneti daha da derinleştirebileceğini belirtti.