İsrail’in kuzey Batı Şeria’daki yerleşim planları, Oslo Anlaşması’ndan bu yana en dramatik ve tehlikeli dönemece girdi. İsrail ordusu, Filistin yönetimi denetimindeki “A Bölgesi” statüsünde yer alan Cenin Mülteci Kampı yakınlarında kalıcı bir askeri üs inşa etmeye başladı.
Oslo sonrası bir ilk: A Bölgesi’nde kalıcı varlık
Uzmanlar, bu adımın sadece operasyonel bir değişiklik değil, bölgenin jeopolitik yapısını değiştirecek bir “yeniden sömürgeleşme” hamlesi olduğunu vurguluyor. Arazi Araştırmaları Merkezi Müdürü Mahmud El-Sayfi, bu üssün, 2025 sonu ve 2026 başında alınan “2005 Disengagement (Geri Çekilme) Yasası’nın iptali” kararlarının bir parçası olduğunu belirtti. Amaç; tahliye edilen Homesh, Sanur, Ganim ve Kadim yerleşimlerini yeniden canlandırarak, Nablus ile Cenin arasındaki coğrafi bağı koparmak.
“Yerleşimci kuşağı” ve boğulan şehirler
İsrail ordusu, üssün mülteci kampından “güvenli çıkış” sağlamak amacıyla kurulduğunu iddia etse de, saha gözlemcileri ve hak örgütleri bu söylemi reddediyor. Yerleşimci saldırılarını izleyen aktivist Halid Mansur, kurulmakta olan bu yapının, Nablus ve Cenin arasındaki Filistin köylerini izole edilmiş “gettolara” dönüştürecek bir yerleşimci kuşağı oluşturmayı amaçladığını ifade ediyor.
- Homesh ve Sanur: İki şehir arasındaki stratejik bağlantı noktaları.
- Ganim ve Kadim: Cenin şehrini doğudan tamamen kuşatmak için yeniden devreye alınan yapılar.
1967’den bu yana en büyük yerinden edilme
İsrail, bir yandan askeri üslerle kalıcılığını pekiştirirken, diğer yandan mülteci kamplarındaki “sessiz tehciri” sürdürüyor. Cenin, Tulkarem ve Nur Şems kamplarından 33 binden fazla Filistinli, evlerine dönemeden bir yılı aşkın süredir yerinden edilmiş durumda. İsrail İnsan Hakları Derneği, bunu “1967’den bu yana Batı Şeria’daki en büyük yerinden edilme dalgası” olarak tanımlıyor.
“Güvenlik kalkanı” mı, yeni bir işgal mi?
İsrail ordusu, yüksek mahkemeye sunduğu savunmada bölgedeki hareket serbestliği için bu üssün zorunlu olduğunu iddia etse de, sahadaki gerçekler; askeri operasyonların “geçici baskın” taktiğinden “kalıcı askeri yerleşim” statüsüne evrildiğini gösteriyor. Uzmanlar, İsrail hükümetinin bu adımlarla Filistin devletinin coğrafi bütünlüğünü kalıcı olarak yok etmeyi ve Kuzey Batı Şeria’yı İsrail’in genişleme projesi için “hayati bir derinlik” haline getirmeyi hedeflediği konusunda hemfikir.
