Harvard, Yale ve Stanford gibi prestijli üniversitelerden 100’ü aşkın Amerikalı hukukçu ve akademisyen, ABD’nin İran’a yönelik askeri operasyonlarını kınayan bir belgeye imza attı. Reuters’ın raporuna göre uzmanlar, Başkan Donald Trump yönetiminin saldırılarının ve üst düzey yetkililerin açıklamalarının uluslararası insancıl hukuku ihlal ettiğini ve “savaş suçu” teşkil edebileceğini belirtti.
ABD Saldırıları: “Eğlence Olsun Diye” mi?
Uluslararası hukuk uzmanı Dr. Enis el-Kasım, ABD’nin İran’a yönelik saldırılarının hiçbir yasal dayanağı olmadığını vurguluyor. Kasım’a göre, bir saldırının meşru olması için ya BM Güvenlik Konseyi kararı ya da meşru müdafaa şartı (Madde 51) gerekiyor; ancak iki şart da bu savaşta mevcut değil.
Akademisyenlerin bildirisinde, Trump’ın mart ortasında saldırılar için “sadece eğlence olsun diye yapabiliriz” ifadesini kullanması ve Savunma Bakanı Pete Hegseth’in (Pit Hegset) “aptalca angajman kurallarına göre savaşmıyoruz” sözleri, ihlallerin sistematik bir politika olduğunun kanıtı olarak sunuldu. Savaşın ilk gününde bir kız okulunun vurulması ve 175 kişinin ölmesi bu ihlallerin en acı örneği olarak kayda geçti.
İran’ın “Körfez” Hatası
İhlaller sadece ABD tarafıyla sınırlı değil. İran’ın, savaşın doğrudan tarafı olmayan Körfez ülkelerindeki elektrik santralleri, su arıtma tesisleri ve petrol rafinerilerine yönelik füze ve İHA saldırıları da hukukçular tarafından sert dille eleştiriliyor.
Stratejik araştırmacı Dr. Abdullah el-Gaylani, “ABD’nin Körfez halklarının güvenliğini hiçe sayan kararını kınadığımız kadar, İran’ın sivil tesisleri hedef alan saldırılarını da kınıyoruz” dedi. Gaylani, İran’ın komşularını vurarak hem ahlaki zeminini kaybettiğini hem de bölgedeki “İran tehdidi” algısını körükleyerek İsrail’in normalleşme ajandasına hizmet ettiğini belirtti.
Savaş Suçları Nasıl Kanıtlanır?
Uluslararası hukuk profesörü Raid Ebu Bedeviye, sahada delil toplamanın merkezi bir öneme sahip olduğunu belirterek şu yöntemleri sıraladı:
- İmha edilen mühimmat kalıntıları (menşei ve üretici tespiti).
- Saldırı öncesi ve sonrası uydu görüntüleri.
- Coğrafi konum ve zaman damgalı doğrulanmış videolar.
- Kurtulanların tanıklıkları ve adli tıp raporları.
- Yetkililerin saldırı niyetini beyan eden resmi konuşmaları ve sızıntılar.
Hesap Sorulabilir mi?
Uzmanlar, delillerin açıklığına rağmen mevcut küresel güç dengesinde hukuki yaptırımın imkansıza yakın olduğunu söylüyor. Dr. Enis el-Kasım, ABD’nin 1986’daki Nikaragua davasından sonra Uluslararası Adalet Divanı’nın zorunlu yargı yetkisinden çekildiğini hatırlattı.
Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) seçeneği ise, ne ABD’nin ne de saldırıya uğrayan Körfez ülkelerinin Roma Statüsü’ne taraf olmaması nedeniyle tıkanmış durumda. BM Güvenlik Konseyi üzerinden bir sevk kararı ise ABD’nin “veto” yetkisi nedeniyle mümkün görünmüyor. Hukukçulara göre şu anki en gerçekçi yol; bağımsız araştırma komisyonları, diplomatik baskı ve medya yoluyla sorumluların teşhir edilmesi.
