ABD yönetimi, küresel petrol arzının ana damarı olan Hürmüz Boğazı üzerindeki İran blokajını kırmak için askeri ve teknik hazırlıklarını en üst seviyeye çıkardı. Savunma Bakanı Pete Hegseth’in talimatıyla “Frank Petersen” ve “Michael Murphy” muhriplerinin bölgeye sevk edilmesi, operasyonun ilk somut adımı olarak değerlendiriliyor. CENTCOM’un planına göre, boğazın tamamını bir anda temizlemek yerine, yoğun hava koruması altında belirli genişlikte “güvenli geçiş koridorları” oluşturulacak. Ancak Mart 2026 itibarıyla İran’ın elinde bulunan yaklaşık 6 bin deniz mayını, bu operasyonu tarihin en karmaşık “deniz altı savaşlarından” birine dönüştürüyor.
Deniz Altındaki Sessiz Tehdit: 6 Bin Mayın
İran’ın en büyük kozu, gelişmiş teknolojiye sahip mayın çeşitliliği olarak öne çıkıyor. Su yüzeyinde yüzen temas mayınlarından, dipte pusuda bekleyen ve manyetik sensörlerle tetiklenen gelişmiş torpido tipi mayınlara kadar geniş bir yelpazeye sahip olan Tahran, bu silahları hızlı botlar aracılığıyla her an her yere döşeyebiliyor. ABD donanması, bu “sessiz silahları” etkisiz hale getirmek için metal içermeyen özel yapım mayın tarama gemileri, gelişmiş sonar sistemleri ve su altı robotları (UUV) kullanmayı planlıyor.
Zaman ve Lojistik Çıkmazı
Askeri stratejistlere göre, Hürmüz gibi dar ve stratejik bir su yolunda güvenli bir koridor açmak sanıldığı kadar hızlı olmayacak. Tek bir küçük mayın tarlasının temizlenmesi 21 ile 53 gün arasında sürerken, binlerce mayının bulunduğu bir alanın tamamen arındırılmasının aylar alabileceği öngörülüyor. Bu süreçte operasyona katılacak olan en az 20 mayın tarama gemisi ve destek unsurları, boğazın dar coğrafyası nedeniyle İran’ın kıyı savunma füzeleri ve süratli tekneleri için açık hedef konumunda bulunuyor.
Trump’ın “Derhal Kuşatma” Talimatı
ABD Başkanı Donald Trump, operasyonun seyrini değiştirecek bir açıklama yaparak Hürmüz Boğazı’nın derhal kuşatılacağını ve İran’a geçiş ücreti ödeyen tüm gemilere müdahale edileceğini duyurdu. Trump, donanmaya İran mayınlarını imha etme yetkisi verirken, müdahale edilmesi durumunda “İran’dan geriye kalanı yok etme” tehdidinde bulundu. Tahran’ın 2 Mart’tan bu yana sürdürdüğü “koordinasyonsuz geçişlere saldırı” uyarısı ve Washington’un “koridor açma” kararlılığı, boğazı her an patlamaya hazır bir barut fıçısına dönüştürdü.
